28 Ocak 2008 Pazartesi

SURİYE-BİNBİR GECE MASALLARI ŞEHRİ ŞAM-I ŞERİF

Şam-ı Şerif, Suriye'in başkenti, diğer ismiyle Dımeşk (aşk dem-i),
Suriye'nin en kalabalık ve en modern şehri.
Şam'ın tatlısı meşhurdur derler, ben, Şam'a gidipte tatlısını yemeyenlerdenim :) kısmet bu, taa oralara kadar gidip tatlı yiyecek
fırsat bulamadım. Bir dahaki sefere kaçırmam umarım.
Şam tam bir sahabeler şehri. O kadar çok sahabe ve evliya hatta peygamber kabri var ki gez gez bitmiyor ( bu nedenle Şam-ı Şerif denilmiş) hatta kim hangi şehirdeydi neredeydi benim gibi sonradan hatırlamaya çalıştıkça karıştırabilirsiniz.

Şam'a gidipte kesinlikle uğramanız gereken yerleri ayrıntıları kaçırmamaya çalışarak anlatmaya hatta hatırlamaya çalıştım. İşte o görülmeye değer muhteşem mekanlar;

HAMİDİYE ÇARŞISI
Hamidiye Çarşısı İstanbul'daki Mısır Çarşısına çok benziyor. Bu çarşı Sultan Abdülhamit tarafından yaptırılmış. Şehirde bol bol Osmanlı izleri var, Suriye'lilerin Türkleri aşırı sempatiyle karşılamalarında bunun payı oldukça fazla. Bir zamanlar kara yolu ile hac yapıldığı dönemlerde burası, hacıların uğrak yeri olduğundan bu çarşıda yok yok. Atlaslar, el dokuma kumaşlar, bir çoğunu ülkemizdede gördüğümüz turistik eşyalar. Tek farkı fiyatların uygun olması. Trafiğin en yoğun olduğu yerlerden bir tanesi bu çarşı civarı. Taxi pazarlık usulü olup 25 ykr verip (para birimi suriye lirası) epeyce bi dolanırsınız çevreyi. Mazot, benzin su gibi ucuz burada. Pet şişelerle benzin getirmediğime pişman oldum:)))) Taxiler bir o kadar eski, kural kaide, trafik ışığı hadisesi hak getire, saniyede bir gaz fren yapılıyor, trafik sağdan soldan karman çorman. Bir benzerini daha doğrusu daha beterini Kahire'de görmüştüm. Kabus gibiydi, İstanbul trafiği çok intizamlı kalır bunların yanında. Çarşının üst kısmında bize el sallayan şahsı tanıdınız sanırım. Babası ve kendisinin resimleri, büstleri ülkenin her yerinde mevcut. O kadar abartılıki ben gittiğim günün olağanüstü bir gün olduğunu düşünmüştüm, meğer doğal bir halmiş. Anlaşılıyorki ülke rejiminin demokrasi kalıbına oturması bayağı bir zaman alacak.
Çin ürünleri buradada çok revaçta, ana caddedeki dükkanlarda, geleneksel kıyafetler, incikler boncuklar, gümüşler, enteresan aksesuarlar, fiyatlar çok çok uygun, yani gözünüz şaşı oluyor ne tarafa bakacağınız konusunda kelimeler
kifayetsiz kalıyor desem yeridir.
EMEVİ CAMİ
Şam şehir merkezindedir Emevi Cami ve İslam dünyası açısından çok önemli bir yeri vardır. Dünyanın en büyük ve en eski camilerinden olup mimari özelliği, mozaik ve vitray süslemeleri ile muhteşem bir ihtişama sahiptir. Kocaman bir avlusu vardır ve ana girişten bu avluya girerken ayakkabılar çıkarılır. Baş açık olarak girmek yasak olduğundan kapşonlu cübbeler kiralanarak giriş yapılabilir. Avludaki uzaylı görünümündeki insanlar bu kıyafeti giyenlerdir:)) Kerbela hadisesinde Hz Hüseyinin başının gövdesinden ayrıldığı ve muhafaza edildiği bölümde mevcut. Bu bölüme girdiğimde zannediyorum şiiler tarafından yapılıyordu, öyle bir ağıt vardı ki tüylerim diken diken oldu. Sanki az önce bu hadise gerçekleşmiş gibi hüngür hüngür ağlayıp iç parçalayıcı nağmelerle ağıt yakılıyordu. O yüzden burasının enteresan bir tarihi dokuya sahip olduğunu tekrar tekrar söylemek istiyorum, tarih severlerin ziyaret etmelerini şiddetle tavsiye ediyorum. Caminin girişinde sol tarafta idari birim şeklinde bir bölüm var buranın özelliği, daha önce duymadığım, namaz vakitlerinde 4 imamın birden ezan okuması. Tarihi boyutunun ayrıntılarını tam bilmiyorum ama kiliseden camiye çevrildiğinden, görünümünde kiliseyi andıran işlemeler, şekiller var. Caminin avlusunun ortasında gördüğümüz bu kubbeli yapı, Emeviler döneminde devletin hazinesi olarak kullanılmış. Emevi Camine dair bir başka bilgide; İmam Gazali 11 yıl caminin minaresinde inziva hayatı yaşamış olması. 1911 yılında ise, Bediüzzaman Said Nursi de buraya gelmiş. Camide vaaz vermiş. Buna dair Hutbe-i Şamiye eseri mevcuttur.Emevi Cami girişine yakın sokak satıcıları, karsambaç diye bildiğim buz rendesini meyve sularına karıştırarak satışa hazırlıyorlar. Koyu renkte görülen ve en çok tercih edilen içecek böğürtlen suyu. Hijyenik şartlara uyulmadan yapılan bu manzaradan insan havanın bunaltıcı sıcaklığı nedeniyle oldukça etkileniyor:))
İlk Türk Hava Şehitleri
Haçlı ordularını durduran büyük komutan Selahattin Eyyubi türbeside Emevi Camine yakın bir yerde. 1914 yılında Şam’da uçak kazasında ölen ilk Türk hava şehitlerinin mezarlarıda Selahattin Eyyubi Türbesinin bahçesinde yani hemen yanıbaşında.

HİCAZ DEMİRYOLU ŞAM İSTASYONU
II. Abdulhamit zamanında projelendirilip hayata geçirilmiş bu istasyon. Resimde görünen lokomotif ise o dönemden kaldığı söylenen bir lokomotif. Şam İstasyonu Osmanlı-Hicaz demiryolunun en önemli noktalarındanmış bir zamanlar. Binanın içide dışı gibi görkemli çok hoş mozaiklerle işlenmiş tamamen Osmanlıyı hatırlatıyor. Şam gerçektende kocaman bir müzeyi anımsatıyor.

SON OSMANLI SULTANI VAHDETTİN'İN MEZARI
Bu mezar Süleymaniye Külliyesi içerisinde yer alan Son Osmanlı Sultanı Vahdettin'in mezarı. Burada Osmanlı ailesinden bir çok sultan ve şehzadenin kabirleri var. Gerçekten görülmeye değer insan bir tuhaf oluyor. Sultan'da olsa Padişah'ta işte koca bir taşın altında, topraklar arasında yatıyor. Bu mezarlığın bakım masrafları Türk Büyükelçiliği tarafından karşılanıyormuş. Bir başka önemli mezarlık, Şam Sahabi Mezarlığı. Mezarlıkta Bilal-ı Habeşi ve Cafer-i Tayyar Hz.’leri gibi iki büyük sahabinin ve Kerbela Şehitleri'nin türbeleri bulunuyor.

SEYYİDE ZEYNEP CAMİ
Kesinlikle görülmesi gereken yerlerden bir tanesi Seyyide Zeynep Cami. Yoğun ziyaretçi akınına uğrayan mekanlardan bir tanesi. Peygamberimizin (S.A.V) torunu, Hazret-i Ali’nin kızı, Hz.Hasan ve Hz. Hüseyin’in kızkardeşleri Seyyide Zeynep, adına yapılan cami ve içerisindeki Seyyide Zeynep türbesi, görenlerin cidden gözlerini kamaştıracak ihtişamda.
Onun adına yapılan bu cami, çok değerli malzemelerle süslenmiştir. Cami içerisindeki hat yazıları altınla yazılmış, cami duvarı ve tavanı kristal aynalarla kaplanmış. Resimde görülen cami kubbesinin dış yüzeyide edindiğim bilgiye göre 5 ton altınla kaplanmış. İran devleti tarafından bunun karşılandığı söyleniyor. İçerisine girdiğinizde gözleri kamaştıran pırıltılı ihtişam fotoğraf makinamın azizliğine uğradığından çok net çıkmamış:) Cami içerisine girdiğinizde dev bir hazine odasına girmiş gibi hissediyorsunuz, masal gibi aynen. Böyle bir pırıltıyı dünyanın başka bir yerinde görebileceğimi zannetmiyorum. Mütevazilikten uzak bu cami özellikle İranlı şiilerin akınına uğruyor.

Çoğunluğu İran'lı Şiilerden oluşan ziyaretçiler türbe içinde küçük kerbela taşı üzerine secde ediyorlar, türbenin duvarlarına , girişteki mermer kaplı zemine ellerini sürüp yüzüne götürüp buradada ağıtlar yakıyorlar.Kerbela’da şehit edilen 16 şehidin başının gömülü olduğu türbeleri ziyaretimde beni en çok etkileyen resimde görülen havuz oldu. Türbe avlusunda bulunan ve insanı ürperten bu havuzun özelliği, Kerbela şehitlerinin başlarının yıkandığı havuz olması.
Kerbela şehitlerine, Sünnilerden daha çok İranlı Müslümanlar rağbet ediyorlar. Yezid cehennemi boylasada, şehitlerin mekanı cennet olsada insan bu manzara karşısında ürperiyor. Allah rahmet eylesin şehitlere.

BOL BOL RESİM :)
Beşar Esad ve babası Hafız Esad'ın resimleri ve heykelleri Suriye'nin her şehrinde bol miktarda mevcut. Ben gittiğim günün olağanüstü bir gün olduğunu düşünmüştüm bunca büst ve resmi görünce. Meğer doğal haliymiş. Anlaşılan Suriye'nin demokrasi kalıbına oturması epeyce bir zaman alacağa benziyor bana göre, aksi halde bu kadar abartılı boy boy resim hayra alamet değil:)))

Şam'da modern bir Medrese binası.

Burasının Halep olması muhtemel, karşıdaki yeşil kubbeli mekana doğru ilerliyoruz. Sağ köşede tırmanışa geçen, kameraman cevat kelle misali bütün Suriyeyi camera kayıt nedeniyle ekrandan gören beyaz ceketli insan benim:)):)

Burasıda Şam, yine kalabalıklar içine karışan, sürü halinde dolaşmaya muhalif beyaz pembe karışımı kıyafetli, mekanın boy ortalamasını alt üst ederek ilerleyen, çekimden çekime koşan bir at diyesim geldi sözün gelişi:), pardon abide-i zerafet :))))


Akşam yemek yediğimiz yer Bab-el Dımeşk adında üstü açık ortası havuzlu restaurant. Oldukça büyük bir alana kurulmuş, yapay havuzlu, fıskiyeli, taş görünümlü dekorları olan huzur veren bir yer, Şam'ın meşhur bir dinlenme yeriymiş. Açıkçası gün boyu yerli halkın sosyal yaşantısına dair gördüklerimden sonra bu kadarını beklemiyordum. O kadar açtımki hiç birşey gözüme batmadı. Hava kararmıştı artık. Çekim yapacak gücüm olmadığından, resmi alıntı yaptım, bana ait değil ama mekan doğru mekan zannımca :) Kebaplar, Antep kebaplarını aratmayacak kadar lezzetli ve sıcacıktı. Çorbalar, ekmekler, kısacası menü çok güzeldi. Kendimi Şenay Düdek gibi hissettim şimdi valla :))) Onunda vardır ya, şu mekana gittim, şurda yattım, burda kalktım, levrek bi harikaydı, somonlu defne yapraklı bilmem ne şöyleydi böyleydi :)))) Şef bilmem kim ilgi gösterdi, garsonlarda çok nazikti, fiyat şuydu, mekanın yakışıklı patronu benim 100 yıllık dostum arkadaşım ve nazik eşi, şu mankende bilmem kimle löpür lüpür yemek yiyordu vs vs.. Bu maneviyatın içinde bu ayrıntılar için kusura bakmayın az gülelim istedim:)))
Fena bir iş değilmiş ama sadece parmaklarınız yoruluyor yazarken o kadar:))))

Kaldığım otelin adı, SAFİR. 5 yıldızlı bir otel ve Seyyide Zeynep Camine çok yakın bir mesafede. Bütün gün hem beden, hem beyin yorgunluğuyla otele ulaşacağım anı hasretle beklemiştim, açtım, yorgundum, uykusuzdum. Neredeyse 24 saattir uyumamıştım. İstanbul- Gaziantep- Halep- Hama- Humus- Şam şehirlerini benim gibi uykucu birinin hiç gözünü kırpmadan nasıl katetdiğini anlatmak çok zor:))) Resimde anlayacağımız ana tem'a, otelde ailemle yaptığım kahvaltı sonrası meyve yiyerek huzura ermeye çalışan ben.

Şam'da yeşil ve sulu bir mekanı görmek bile insanı serinletmeye yetiyor.


BİZİ ŞAM'DA BEKLEYEN DİĞER YERLER;
  • “Kediciklerin babası!” deyimiyle meşhur sahâbî, Hazret-i Peygamber (S.A.V) 'den en fazla hadis rivayet eden sahâbîler arasında bulunan Ebû Hüreyre. Hamidiye Çarşısı’nın gürültüsüne inat bir köşede uzanmış sessizce yatıyor kabrinde.
  • Bilali Habeşi Türbesi.
  • Hz. Yahya ve Zekeriya"nın, İbni Arabi"nin, Refia Sultan"ın Türbeleri.
  • Şam'ı tepeden gören Kasyun dağı. Kabil’in Habil’i burada öldürdüğüne dair mitolojik bir rivayet var buraya dair.
  • Süleymaniye Külliyesi; Mimar Sinan 1554 yılında Kanuni’nin emriyle yapmış.
-------------------------------------------------------------------------------------------------
Şam'da binbir gece masallarının yaşandığı romantik ve efsunlayıcı ortam kalmamış artık gördüğüm kadarıyla. Eski Osmanlı şehri yerini, çarpık yerleşimlerin bolca bulunduğu kara ve intizamsız binalara bırakmış. Kalabalığın, trafiğin korna sesleri ve burada dayanamadığım şarkı ve şarkıcının "Pala Remzi" nağmeleri birbirine karışıyor ve orada da beni buluyor.
Şam anlatmakla bitmiyor, ancak gidip görmek ve gezmek gerekiyor. Tabi tarihi bir kültür turu yapma niyetiniz var ise..
Beni şaşkına çeviren bir anıda;
Suriye sınır kapısında rastladığım İstanbul'dan bir iş arkadaşım:)
Farklı uçaklarda uçup, farklı otobüslerle tura katılıp, gecenin üçünde sınır kapısında pasaport sırasında tanıdık biriyle karşılaşmak ilginçti.
Anlat anlat bitmiyor yahu. Benden bu kadar, gerisi size kalmış.

21 yorum:

incelikler dedi ki...

Belki oralara gitsek bukadar gezemezdik, sağol verdiğin bilgiler için.
Bu bir iş geziisi miydi yoksa tatil mi?Ne işle meşgul olduğunu merak ettim doğrusu.

paticikler dedi ki...

yorumdaki soruya bende katılıyorum.:)
Hicaz demiryolu belgeseliniizlemiştim,içim kan ağlamıştı. Hele aah aah Sultan Vahdettin Han'ın kabri.:( Biliyorsun değil mi, alacakllılar cenazesini haczedecekmiş garibimin. gizlice bir sandıkla kaçırmışlar oturdukları evden kaçırıp Suriye'ye getirip defnetmişler. Ya son Halife Abdülmecid efendi 2.dünya savaşının en karışık döneminde Paris'te vefat emiş. vasiyeti Türkiye.
10 yıl Paris camisinde beklemiş tabutu. kabul etmemişiz asla. Ölüden bile ödümüz! kopmuş.:(
10 yılın sonunda Medine'ye cennetül Baki'ye yani çok güzel bir yere defnedilmiş neyseki. ama vehabbilerin saçma inancı gereği hiç iaşeti yokmuş kabrinin.
diğer mevzuda ise aklımdakini yazmıyayım dedim. tekrar okuyup inşallah daha sonra gelip tekrar yazacağım. (Kerbela konusu)

Fulya dedi ki...

Ya ne güzel yerler anlatıyorsun.Hayran kaldım gezmiş gibi oldum.Ben değişik yerleri hep merak ederim.Sayende görmüş kadar oluyorum.

serap uzun dedi ki...

Sevgili aymen,sayfana lavantinden geldim iyiki de gelmisim.Bir cok seyi kaciracakmisim,gezdigin yerler cok guzel yaziyla anlatimin cok hosuma gitti.Paylasimin cok tesekkur ederim.
Bende seni bekliyorum,gorusmek üzere selamlarimla.Ve sizi hemen eklemek istiyorum,daha sik gelmek icin.

paticikler dedi ki...

pardon canım benim yaa. yorum sayfasına geçerken,okuduğum bir şey aklımda yanlış kalmış. :( yani bir şey yazmıyacağım o konuda.:))
sevgilerimle.:)

meleginmarifetleri dedi ki...

aymencim geziniz ne güzel geçmiş bende isterim oraları görmek ama nedense bir türlü olmuyor.
sevgilerimle canım öpüyorum bayy

lavantİn dedi ki...

Aymen kardesim, kafan nerede? :))))
Esime bak bu ayman dedim ama aa kafasi yok.:)
Resimler ve bilgiler doyurucu ve güzel. Insallah birgün bize de kismet olur, cok istiyorum.
Vahdettin ismini her duydugumda icimde bir aci hissediyorum. Osmanlinin en cok aci ceken, en vefakar ama en cok iftira atilan sultani. Allah mezarlarini nur etsin ki öyledir herhalde mübareklerin.
Kavimlerin helakinda baslarinin resim ve heykellerini cogaltiklariyla ilgili bir yazi okumustum. Ne garip ki bunu yapan en cok müslüman ülkeler.
Samin tatlisini yememissinya ne diyeyim. Ben de seviniyordum simdi tarifini de verir diye.:)
Sen zaten hossun ama yine de hosca kal canim.
Almanca karekterler öldürüyor beni.:) Iki satir yaziyi yarim saatte yazdim.

Aymen dedi ki...

Sevgili incelikler, iş gezisi değil kısa süreli bir gezi planıydı bu, tatil katagorisine giriyor diyebiliriz:)

Paticikler, suriye bir zamanlar Osmanlı hakimiyetinde olduğundan her adımda bir hikaye var geçmişimize dair. Sadece Osmanlı tarihi değil buram buram islam tarihi içeriyor ayrıca.

Fulya, teşekkürler. Umarım faideli oluyorumdur.

Hoşgeldin Serap, her zaman buyur gel :) bende ekledim seni. Güzel düşüncelerin için teşekkürler.

Melek te gelmiş hoş gelmiş:) kısmet tabi gitmek ama önce plan yapmak gerekiyor kısmet olması için:)

Lavantin, şam tatlısını da bi gün senden yerim inş. sen herşeyi güzel yaparsın bunuda öyle yapacağına eminim. kafan nerde diye sormuşsun cevabım; aklım başımda değil ki olacak:))) şaka bi yana bu soruyu sana sormak daha doğru değilmi:)) tencere dibin kara derler ya devamını sen getir:))

Melek* dedi ki...

ay ne güze lyerler tanıtmışınız ama Bilal i habeşinin mezarını çok merak ediyorum neyse bakrız inş. görüşmek üzere

ayca dedi ki...

Aymencim kısa ve öz bir yorum yazabilirmiyim, tek kelime ile harika, hatta binbir gece masalları, zevkle ilgiyle okuduk yazını paylaşımın için teşekkürler...:)
bu arada isminide öğrendiiiiim..:))

tugçe dedi ki...

Çok güzel yerler, gitmek isterdim doğrusu, bizin Antakya'dan giden akrabalar var, suriyede halamız var ama biz bilmiyoruz,annem bize hep anlatır, şimdi yazını da beraber okuduk....hatıralar antılmaya başladı şu an...:))
Sevgiler....

Bir Anne dedi ki...

Selamlar,
Guzel bir anlatim ve hos fotograflarla bir Suriye gezisi yapmis olduk. Gectigimiz aylarda annem ve babamin da ziyaret ettigi ve bize anlattigi, goruntuledigi yerleri sizin sayfanizda gorunce pek de tanidik geldi ve yazmadan edemedim. Annem de bilhassa Dertli Dolap' da, ilk Turk Tayyare sehitlerinden, Sultan Vahdettinin kabrinden ve Seyyide Zeynep Turbesinden cok etkilenmis.
Ben de sahsen boyle tarihi ve onemli yerleri ziyaret edip, fotograf cekmeyi, gezi notlari yazmayi cok seviyorum.
Siz de cok guzel aktarmissiniz, tesekkurler, linklerime de ekliyorum hemen, gorusmeyi devam ettirmek icin.
Sevgiler,
Nurgul

Desertwind dedi ki...

Super yazmissin valla , ellerine saglik...kismet olsa da ben de gorsem...Peki Iran'a da gittin mi?orasida muhtesm diyorlar...

Aymen dedi ki...

Teşekkürler Melek.

Ayça ve Tuğçe kardeşler siz ne şekerlersiniz yahu, sizi tanımak isterdim doğrusu. Siz böyle iltifat ettikçe gittiğim yerleri yazasım geliyor hemencecik. Saolun canlarım.
Burada da özellilke Halepte bir çok kişinin akrabası var sınır komşu olunca kız alışverişi normal olmuş.

Nurgül teşekkürler, o zaman sana iyice pekiştirilmiş bir bilgi olarak gelmiştir. O kadar resim ve anlatılacak şey varki belki bir gün başka açıdan yada unutulan yerler konu edinilebilir.

Nalan teşekkürler. İran mı dedin? Gitmeyi hiç düşünmedim ama isterim desem yeridir. Güvenlik problemi olmalı orada. Tur düzenlendiğini de hiç duymadım. İlgi çekici bir yer olsa gerek. Bak şimdi aklıma düşürdün :) Sana Suriye yi tavsiye ederim ama..

AYCA dedi ki...

Aymencim valla bravo ben şimdi inandım sen bilgisayar uzmanısın...:))
Ne demek istediğimi hemen anladın..! tamam, tamam merak etme aramızda sır kalacak...:)))) Hiiiiii burda gülüyorum

Boncukçu dedi ki...

Sevgili Aymen,
Gezme isteğimi depreştirdin :)
Güel yazı ve görüntüler için teşekkürler.

ivriz dedi ki...

gezmiş kadar olduk çok teşekkür ederiz.suriye biz antakyalılar için yakın bir kültür,özellikle de halep.bir türlü nasip olmadı gitmek.

bu arada,ben antep te mühendislik tahsilindeyim efendim,bilgilerinize:)

Aymen dedi ki...

Ayça, aşkolsun dediklerime inanmıyormuydun, hem ben bilgisayar uzmanıyım demedim ki hadi bakalım şimdi bir bilinmeyenli bir denklem daha sana:)) Bu arada evet yakaladığın ayrıntı gözümden kaçmış, peki sen hangi amaçla o işlemi yapıyordun?:))

Boncuklu gezme istediğini ileride daha da depreştireceğimden emin ol:))

ivriz, dibimizdeyken kaçmıyor diye acele etmeyiz bazı şeyler için, bende zaten başka şehirde yaşıyorken geldim gördüm gezdim. şimdi daha yakındayım ama imkanlar daha fazlayken yeniden gitme planım henüz yok:))

semra mutfakta dedi ki...

Aymen'cim tam benim tarzım olmuş bu yazıların,gözlerimi kırpmadan okudum ,resimlere baktım desem yalan olmaz cnm.Gezmeyi ve özellikle yeni yerler keşfetmeyi çok seviyorum bende.Gezemediğim zamanda dünyayı tanıtan programlar izlemeye bayılırım hiç sıkılmam.cnm ayrıca resmini gördüğümde o kadar hoşuma gittiki kendime çoooook yakın hissettim seni.Ayağına ve ellerine sağlık(yazdın ya o yüzden):)biz gezene kadar sen bir müddet daha gez ve bize anlat cnm.

AYCA dedi ki...

Aymencim inanmaz olurmuyum hiç, tabiki inanıyorum... ama ben şimdi yeşil kubbeli camiyi yakından görmek istedim desem sen inanmayacaksın...:~)))))
Aymencim seni çok seviyorum, sen gerçekten iyi bir arkadaşsın..
İyi haftasonları diliyorum canım...

selva dedi ki...

Şam-ı Şerif'e 2 sene önce gitmiştim,
siz çok güzel anlatmışsınız,okuyunca tekrar hatırldım oraları.
Devamını bekliyoruz.


''Burasının Halep olması muhtemel, karşıdaki yeşil kubbeli mekana doğru ilerliyoruz. ''resimde not düşülen mekan ibni arabi türbesi,şam gezisinin olmazsa olmazı...