22 Haziran 2009 Pazartesi

EL GÖZDEKİ NURA AŞIK OLUNCA

Sergiden bazı örnekleri paylaşmak istedim.
Ebru, Hat, Tezhip, Minyatür, Mozaik..... eserlerinden ancak bazılarını taşıyabiliyorum buraya. Umarım sergiyi gezmiş kadar olursunuz.


EBRU







HAT-TEZHİP-MİNYATÜR













MOZAİK
Gaziantep'te sanata ve sanatçıya, başta yetkili mercilerinin sonra da halkının gereken değeri en kısa zamanda vereceğini ümit ediyor, eser sahiplerini ve öğreticilerini tebrik ediyorum.

17 Haziran 2009 Çarşamba

YEMEK SAN'ATI

Bu renkli sofra El Sanatları Sergisinin açılış kokteyl masası. Aşçılık kursiyerlerinin hazırladığı bir masa. Ebru, Hat, Tezhip, Minyatür, Mozaik.... gibi bir çok eserleri içeren bir hafta sürecek olan sergi Şırahanı Alışveriş Merkezinde.
Ebruları henüz resimleyemedim masanın talan edilme endişesiyle yiyecek görüntülerine öncelik verdim:) ki iyi de etmişim geriye yalnızca kabak, tavşan ve karpuz kalmıştı.
Tavşancık tereyağından yapılmış. Son durumu nedir bilemiyorum en son gördüğümde kulağı tırtıklanmıştı.

24 Mayıs 2009 Pazar

A N D I M I Z

Türküm,
Doğruyum,
Çalışkanım,
....................

Geçtiğimiz sabah, yakınlardaki İköğretim okulundan sabahın ilk ışıklarında koro halinde okunan "andımız" ı işittim. "Sabah sabah çocuklardaki çoşkuya bak" dedim yeniden uykuya daldım. Bir kaç gün sonra bu konuya gündem olarak tv de rastladım, detaylarını takip edemedim.

Güneydoğunun dağlarına "Önce Vatan" "Ne Mutlu Türküm Diyene" "Türk Öğün Çalış Güven" tarzındaki sözlerden rahatsız olanlara son derece yoğun tepki göstermişimdir. Yalnız her sabah and olarak okutulan sözcükleri bir süre düşündüğümde bile bir çok soruyla karşılaştım;

Türkiye çeşitli etnik kökenlerden oluşan insanlarla dolu bir ülke olarak, Türk olmayanlara her sabah "Türküm" dedirtmek barış, kardeşlik, birliktelik mi getirir yoksa damarlara mı dokundurur?

Türküm, doğruyum.... başkası nedir?

İlkokul öğrencilerine soğukta ve ayazda, sıcakta ve güneşte, her sabah yüksek sesle tekrar ettirilen and, neden liselerde hatta üniversitelerde uygulanmıyor?

Güne başlarken, ben Türküm, vatanım, milletim, doğruyum, çalışkanım vurgusu taşıyan andımız evden çıkmadan içimizden okuduğumuzda da aynı milli ve samimi hisleri taşımamıza neden olmaz mı?


Örneğin; Ermenistanda eğitim gören Türk çocuğunun her sabah "Ermeniyim" demeye mecbur tutulması çocukta nasıl hisler uyandırırdı?

Milli Marşından başka bir söylemin zorunlu hale getirilmesi başka gelişmiş ve demokratik ülkelerde varmıdır?

............................

18 Mayıs 2009 Pazartesi

PİJAMALI ÜÇ ŞİRİN ŞİŞE

Bu cici şişeler kullanılabilir olması için suya dayanıklı olarak süslendi. Bana kalırsa bu pijama giymiş görünümlü nesnelerin içleri boş olarak mutfakta bir köşede durmaları en güzeli. Umarım yeni sahipleri onlara iyi davranır :)
Kendim yaptım diye mi bilmiyorum çok şeker görünüyorlar gözüme. Oradan da öyle görünüyor mu?
Tiger'ı sual edenler için bu poz. Görüntüde Tiger, ellerini derinlemesine, burnu kıvrışana kadar ellerini kemirirken :)

13 Mayıs 2009 Çarşamba

KARA KUTULAR

Bende nasıl çekmişsem kutuların resimlerini, neredeyse tek boyutlu görünüyor. İlk kara kutu siyah beyaz Sultanahmet manzaralı. Resimler dış mekanda çekildiğinden objeler parlamış, üstelik kapakları açılarakta boyutlu görünmesini sağlayabilirdim ama artık çok geç şimdi yeni yerlerinde uslu uslu duruyorlardır.
Bu iki kutuya tezhip adapte edildi. Köşegen kutudaki tezhip üzerinde Allah yazısını çok sonra farkettim. Dikdörtgen kutunun ham hali şiş kutusu olarak satılıyordu. Şiş meselesini burada algıda seçiçilik durumundan dolayı kebap şişi olarak algılayanlar olsada, örgü şişi sığabilecek boyutta olmasına rağmen farklı amaçlarlada kullanılabilir. Dikdörtgen kutu üzerindeki tezhip bu kadar uzun değildi, pc de bir kaç hile ile önce boyu uzatıldı sonra dekupaj yöntemiyle kutuya adapte edildi.

10 Mayıs 2009 Pazar

ÇAY KUTUSU KUTUSU PENSE

Üst kapağı menteşesiz, tamamen açılabilen yine kendi tasarımım olan, bir çay kutusu. Çok amaçlı kullanılabilir olmasına rağmen şu an çay kutusu olarak kullanılmak üzere yerine ulaştı.
Gold ve krem rengi ahşap boyası kullandım. Yine altın rengindeki stickerlarla boya birleşim yerleri kapatıldı ve kapağına desen verildi. Ben daha çok eski görünümlü kara kutuları seviyorum ama burada parlak şeylere daha çok itibar gösterildiğinden bu tasarım oldukça gözalıcı oldu. İlerleyen zamanlarda kara kutularımı da göstereceğim:)

4 Mayıs 2009 Pazartesi

ŞEKER-DEN-LİK YAPTIM

Bir çok yörede şekerliğe şekerdenlik dendiğini biliyorum. Şekerler, şekerden yapılmış anlamında şekerden sözcüğüne -lik takısı eklenerek şeker konulan şey anlamına gelen şekerdenlik kelimesi oluşmuştur desem belkide tamamen uydurmuş olurum. Bunu kelimelerin soyağacı bloguna danışmak en doğrusu:)

Asıl konumuz bu şekerlik ve bardakların bir sürü aşamadan geçirilip boyanmasıdır. İç kısmı parlak altın renginde olduğundan ışıkta pırıl pırıl yansımalar oluşturuyor. Yapacağınız işlem bir hobi tükanından gerekli malzemeleri alıp düz bir cam üzerinde çalışmaktır. Yöntemin adı örümcek çatlatma. Tamamen görsel amaçlıdır kullanmaya kalkışmayınız :)

1 Mayıs 2009 Cuma

ÇANAK YAPIYOS PARA VERMİYOS

Dün akşam desensiz tabaklardan 6 tanesini bu hale getirdim. Son zamanlarda Martha Stewart izleye izleye sonunda bende tabak çanak işlerine daldım. Tasarımda çok detay görünmesede kendi tasarımım olan bu nadide! tabak tam olarak 7 işlemden geçti :) Bence sade ve şık, çiçek kelebek börtü böcek yok.

28 Nisan 2009 Salı

MIAMI'DEN GELENLER

Postacı hanım bu defa merakına yenilip sordu; bunlardan size arada geliyor ne ola ki:)) Fırsattan istifade bende posta kutusuna sığışmayan gönderim olduğunda bi zahmet kapıya kadar çıkarmasını rica ettim, tamam dedi. Tiger uzun uzun kokladıktan sonra açmama izin verdi. İçinden çıkan cici hediyeleri itiraf edeyim bende kokladım:)
Moonish çoook çok çok teşekkür ederiz. Gönderdiklerin benim için çok değerli inan bana. Bu keçeden kalbi iğnelik olarak kullanıyorum. İğneliğin hayatımdaki yeri önemli bilirsin:) Kumaştan küçük torbacığıda fonksiyonel bi şekilde kullanacağıma emin olabilirsin. Foot spa tamda almak üzere olduğum bir kür dü. Uzak diyarlardan, üstelik tanışmadığım birileri tarafından düşünülmek ne güzel bi duygu yahu.
Hobisi olmayan insan varmıdır ki? Yemek, içmek, eğlenmek, gezinmek, uyumak çalışmak gibi olağan süreçlerin arasına hoş üretkenlikler katmak insanları mutlu kılıyor. Depresyona girmeye meyilli, negatif ve bol stresli kişiler kendilerine bir takım uğraş bulmalılar. Zamanın yokluğundan şikayet edilir hemen, bence erkek-kadın herkese hitap eden bir hobi ve zaman aralığı vardır....
Amannnnnnn isterseniz edinmeyin benim hobilerim var Moonish'inde:))))))

17 Nisan 2009 Cuma

ECE GÜRSEL İNSANI

Gaziantep Sanko AVM'sine sonunda kavuştu, bugün açılış gerçekleşti. Resimlerde buz pistinde kaydığını zanneden insan, Ece Gürsel. Buzda danstan sonra hiç kaymadığını belirtip pistte iki tur atıp birde buz gösterisi yapacak olan grubu anons etmek için toplamda 5 dk bile sürmeyen bu iş için kaç para verdiler merak ettim.

İtiraf etmeliyim ki güzel bir endama sahip. Lakin başka bir insan türü bu vazifeyi fazlasıyla yapabilirdi. Ülkemizde yaşanan klasik tablo işte; mankenler her işin erbabıdır:)
Buzda kayma konusunda toplamda kendisinden daha az tecrübem olmasına rağmen daha fazlasını
yapardım hemde daha ucuza:) üstelik boy farkı sadece bir kaç cm, endam daha iyi:) Teyid için aşağıdaki çarpık bacakları görebilirsiniz:)
Bu arada bir yandan bütün mağazaların ayağıma gelmesine mutlu olurken, son zamanlarda kendimi frenlememe rağmen alışveriş canavarı olmamdan kaynaklı korkularımda barizleşti tabi. Bugün e2 de izledim; alışverişe çıkıp alışveriş yapmadan dönen bir kadının terapilerin iyi sonuç verdiğine dair anlattıklarını dinledim. Bu kadar ileri vakıa olmasamda alışveriş yapmakta hiçte fena değilim. Sentetik buz pisti ile çok farklı düşündüğüm bu pisti bir an önce denemek istiyorum tabi seyircisiz tercihimdir:)

11 Nisan 2009 Cumartesi

TIGER NEREDE

Bu iki resimde Tiger'ın nerede olduğu hakkında tahminler bekliyorum. Aslında çok basit ama Tiger'ın konaklamak için seçtiği yerler pekte akıllıca olmuyor bazen.
Herkese iyi haftasonları diliyorum.

4 Nisan 2009 Cumartesi

BENDE ÜŞÜYORUM

Hani güneş dünyamızı ısıtırdı, hani İlkbahar'da havalar ılırdı. Hayat Bilgisi kitaplarını protesto ediyorum:)

Yazmayalı da epey olmuş, ne gündemler gelmiş, neler değişmiş neler.


Bu sürede ülke de seçim oldu, sandıklar açıldığında kimileri zil takıp oynadı, kimileri kendini kandırdı, kimileri de vatan hainlerine emanet etti kendini ve belediyesini. Hal böyleyken diğer uçlar birbiriyle didişmeye devam etti.

Yazıcıoğlu ve bereberindekiler sırlarıyla Hakkın Rahmetine kavuştular, belkide en iyisini yaptılar. Konaklamak üzere bulundukları dünya hanını bir an önce terkedip ebedi yaşama uzandılar. Tek yoldaşları dünyada ekip biçtikleri, inançları, inandıkları, ömür sermayelerinin en tatlı meyveleri.

Obama gelmek üzere, ondan önce gelen güvenlik önlemleri, eşyaları, gündemi, ayak basmadan gölgesi bile alt üstü ettiği trafiği.

Gaziantep ise çocukların şehri olma yolunda adımlar attı. Masal Parkından sonra Harikalar Diyar'ı açıldı. Buz Pistlerinin çoğalması, yakında açılışı yapılacak olan Türkiye'deki ilk büyük çaplı sivil Plenetaryum'u (
uzay gözlem merkezi) ve büyük AVM'lerin açılması bu şehri Güneydoğunun cazibe merkezi haline getirdi.

Bu şehri sevmeyemi başladım ne!

20 Mart 2009 Cuma

GÜNEŞİ GÖRDÜM'Ü GÖRDÜM

Dün akşam Güneş'i Gördüm'e gittim. Hangi konuya odaklanılması gerektiğini anlayamadım.

Filmde Güneydoğu meselesine dem vurulmuş.
Asker-vatandaş ilişkisini,
Yöre insanının erkek çocuk sevdası, töresi, yaşam şartları,
Göç etmek zorunda bırakılan insanların hiç alışık olmadıkları şekilde sürdürdükleri hayatta nasıl canlarının yandığını,
Eşcinsellerin yaşadıkları baskıları,
Ülkemizin insana verdiği değer ile bir Avrupa ülkesinin standartlarının karşılaştırılması,
Mahsun'un film boyunca sağa yatık kafası.... filmden aklımda kalanlar:))

Konu bütünlüğü yoktu sanki, dağınık, parça parça olmasına rağmen oyuncular güneydoğunun doğal ortamından koparılmış getirilmiş gibi iyiydi özellikle küçük kızlar. Mahsun'un filmine gittiğime inanamıyorum ama kutlamak lazım itiraf etmeliyim.

19:45 seansı için gişede yığılmış insanları görünce bilet bulamayacağını düşünüp dehşete kapılan insanlardan birinin, bizi hedef seçerek haksız sözlü saldırısına cevaben arkadaşımın;

" beyefendi stresli olabilirsiniz ama insanlara bu şekilde hitap edemezsiniz"

şeklindeki yakşımına ve adamın bu cevap karşısındaki nasıl davranacağını bilemez yüz ifadesine film boyunca güldüm halada gülüyorum. Sen çok yaşa Hill, adam dozer niyetine ezip geçmek ve tatmin olmak niyetiyle ağız tadıyla kavga etmek istemişti :)))))))))))))))))))) sen herşeyi bitirdin adam hala neden cevap veremediğini düşünüyordur:))))


9 Mart 2009 Pazartesi

CRUZ'LAR VE MANGO

Mango'nun şimdi yine moda olan duble geniş paça pantolonlarını hep sevmişimdir. Bilindik dar ve klasik pantolonların yanında çok rahat ve şık olduğunu düşünüyorum tabi taşıyabilene. Trikoları, etekleri ve elbiseleride çoğu zaman tercihim olmuştur. Her ne kadar herkesin üzerinde rastlanabilir diye düşünülsede ben Mango giysilerini beğeniyorum. Sanırım tercih nedenim ürünlerin ince ve uzun insanlara göre yapılması, bu en büyük etken.

Mango tasarımları Penelope Cruz ve kardeşi Monica Cruz'un. İlkbahar Yaz Koleksiyonu mağazalara gelmişken indirim beklemeden alışverişin tehlikeli çağrısına uydum yine. Pek tabi bu şehirde tek mağaza olduğundan beğenildiğinde bitme durumuna karşı üşüşmekte fayda var.
Oturur pozisyonunda görülen bu yeşil elbisenin aslında oturularak tanıtılması isabetli olmuş. Zira 70 leri andıran bu elbise salkım saçak dehşet bişey, akıllara zarar :)

Benim tercihim bu elbise oldu. Yaz sıcaklarında serin tutacağını düşündüğüm şifon elbisenin boyu bir hayli uzundu. Genelde tadilat çıkmamasına rağmen 3-4 parmak kısaltıldı.

Sadece kot, yada pantolon, yada etek yada renk kısıtlamasıyla yaşayanlara inanamıyorum. Ortama ve duruma göre çeşitlilik varken tep tipe bürünmek göz zevkini bozuyor insanın.

Ey kot pantolona yapışıp kalan insan!
Kot her vücuda yakışmadığı gibi, her ortamda giyilebilir olması nedeniyle arkadan bakıldığında ayırt edilemeyecek şekilde tek tip insan modelini ortaya çıkardı. Özellikle dar paçalı olanları gına getirecek şekilde her insanın üzerinde. Hele kalitesiz olanları mide bulandırıcı. Aslında bu tür pantolonların hangi tipteki insanlara yakıştığı herkesce malum :) diretmek niye..
Bu ilkbahar saplantılardan kurtulmak için güzel fırsat :) benden söylemesi.