28 Mart 2008 Cuma

BİR SOBE BİR SOBE DAHA


Bir zamanlar aynı konu üzerine mobius ve fikriminincegülü tarafından sobelenmiştim. Sobeler ardarda gelince bende aralıklarla cevaplamayı düşündüm. İşte zamanı gelen bir sobe konusu; çocuk istismarına duyarlılık göstermek amaçlı internet üzerindeki bu proje üç ana tema da toplanmış.

-Çocukluğunuzdan hatırladığınız ilk şarkı ve şu anda dinlediğinizde hissettirdikleri.
-Banner
-
"Çocuk istismarını durdurun" sloganının yazıda geçmesi.

-O kadar çok çocuk şarkısı zihnime hücum etti ki hangisini yazayım seçmekte kararsız kaldım. Çocukken TRT çocuk korosunun seslendirdiği san
at müziği kıvamındaki şarkıların tümünü ezberlemiştim. Repertuarımın en derinliklerinden çıkardığım bu şarkının hangi mesajı içerdiğini hala çözebilmiş değilim :) Ve bu şarkının küçük kardeşleri olanlar için söylendiğini düşünürdüm o zamanlar. Şu anda dinlediğimde ne hissediyorumu ifade edemeyeceğim çünki bu şarkı tarihe gömülmüş olsa gerek hiç bi yerde duymadımki bişey hissedebileyim :))

Minicik minicik bir can. Gözleri mercan.
Minicik minicik bir can. Ben sana hayran.
Küçük kardes, küçük kardes. Can, can, can.
Minik kardes, minik kardes. Can, can, can.
Konusmayi bilmezsin. Yürümeyi bilmezsin.
Minik bana gel desem. Gelmeyi bilmezsin.
Küçük kardeş, küçük kardeş. Can, can, can.
Ufacık tefecik başli. Gözleri yasli.
Karacık kuracık tenli. Yay gibi kaşli.
Yoruldun mu? Acıktın mi? Neden sustun?
Darıldin mi? Gücendin mi? Neden küstün?
Küçük kardeş, küçük kardeş. Can, can, can.
Minik kardeş, minik kardeş. Can, can, can


-Banner-Çocuk istismarını sadece onlara sokakta mendil sattırmak, dilendirmek, küçük yaşta evlendirmek yada kötü amaçlara yönelik kullanmakla sınırlandırmamak gerek kuşkusuz.

Çocuğun ilk ve en etkili öğretmeninin onun annesi olduğu gerçeğine göre aile içi eğitim son derece önemli. Çocuğu sadece maddeye dayalı bir hayata hazırlamak ne kadar doğru? Maneviyattan uzak bir toplumun, bu gidişle toplu bunalım geçirmesi içten bile değil. Malesef çocukları bir yarış atı gibi sınavdan sınava koştururken harcanan paralara ve vakitten nakitten yapılan fedakarlıklara paralel, onun ruh sağlığı için ne kadar çaba ve zaman ayrılıyor.

Saflığın , tazeliğin ve masumiyetin timsali çocukların zihinlerinin ne kadar öğrenmeye açık olduğu, kişiliğinin gelişiminde çocukken yaşananların ilerideki hayatlarına büyük etkileri olduğunu apaçık. Zihin öyle bir fihristeki yaşanmış hiç bir şey kaybolup gitmiyor. Bir gün bir yerde karşınıza olumlu yada olumsuz yönleriyle çıkıveriyor. Aynen son zamanlarda yaşanan anne katili gençlerin psikolojik sorunlarının, çocukluk yıllarına uzanması gibi.

Risale-i Nur'da geçen "İnsan sadece maddeden, bedenden ibaret; ruh, kalb ve vicdandan yoksun bir varlık olsaydı, ona sadece dünyevî eğitim vermekle yetinebilirdik. Oysa beden olduğu gibi ruh da gıda istiyor...." cümlesi konuyu özetliyor.

İnsan sadece bedenden ibaret değil, kalp ve ruh, hatta vicdan taşıdığına göre lütfen "Çocuk istismarını durdurun" sloganına uygun bir hareketle daha şefkatli, daha bilinçli bir şekilde çocuğun sadece maddi geleceğini değil manevi geleceğini de düşünerek ruh gıdasını eksik etmeyelim.

Listemdeki arkadaşlarımdan duyarlılık göstermek isteyenleri sobeliyorum ve tamamen insiyatiflerine bırakıyorum. Kolay gelsin.

15 yorum:

umar dedi ki...

Edinilmiş bir davranış,kavram olarak çıkıyor karşımıza.Önce anne babalar kendi annelerinden ve babalarından istismarı yemiş olarak atılıyorlar hayata,daha sonra kendileri bu istismarı uygulayan oluyorlar.

Ama vurgulanmak istenenin dışarı da ki istismara,şiddete,tecevüze uğrayan çocukları konu aldığını düşünüyorum.Daha global pencereden bakılması istenmiş.Aile içerisinde ki çocukların sarılacağı bir annesi,sıcak bir yuvası var.

En tiksindiğim konuların başında çocuklarını sırf üniversite sınavı için koşturan aileler geliyor.Çevrelerine iyi çocuk yetiştirmenin övünmesini yapmak için çocuklarına baskıcı ve zorlayıcı oluyorlar.Günümüzde başarı kavramı üni.kazanmak olmamalı.Üni kazanmakla adam olunmuyor.

Yineliyorum evde anne,baba,okulda öğretmen,işte patron dışarı da toplum,arkadaş,vs tarafından her dk istismarlar oluyor.

Önemli olan farkındalık.

Bunu konuşmaktan daha çok sosyal projeler geliştirerek bu insanları topluma kazandırmak gerekiyor.Çocukluğunda kağıt mendil satmakla başlayan çocukların sonu cezaevlerinde vs yerlerde geçiyor büyüyüdükçe.

Tabi bunu bireysel yapamayacağımız için sadece kurumların dikkatini çekmesini sağlayabiliyoruz.

Gönüllü sayısı o kadar az ki,zenginlerden bahsediyorum bu alanda yatırım o kadar az oluyor ki,kurumlar ne yapsın kısıtlı kaynakla.

Çocuğa şiddeti,kadına şiddeti,haksız saldırıları akla gelecek her türlü kötü davranışı ve istismarları kabul edemiyorum ve tahammül gösteremiyorum.

Böyle davrananları insan olarak değerlendirmiyorum zaten.

Fulya dedi ki...

Aymen sobeyi ben kabul ediyorum ve zevkle kabul ediyorum.Hemen yayınlıyorum.Senin blogunda gezinmek yazılarını okumak çok hoşuma gidiyor.

Arzu-hâl dedi ki...

Çocuklar beni en çok üzen şeylerden biri hayatta.
Zaten görmüşsündür
"Küçük :-("

"Küçük"
başlıklı yazılarımı.

Sevgiler.

LAVANTİN dedi ki...

Bu rahatsız edici konuyla ilgili anlamlı güzel şeyler yazmışsın. Bazan konuşacak çokca şey olunca da insan -en azından ben öyleyimdir- susmayı tercih ediyor. Bu konuda -sanırım çocuklarımında olmasından dolayı- dünyada iğrençlikleri duymaya bile tahammül gücü olmayan biri olarak yorum yazarken bile zorlanıyorum.
"Cennet ucuz değildir, cehennem dahi lüzumsuz."

tugce dedi ki...

Aymencim çok üzücü bir konu, bence bunu tamemen egitim seviyesinin ve maddi refahın yükselmesi ile halledilecek çok önemli bir konu olarak görüyorum....
Bizler bireysel olarak elimizden geleni yapacagız ama asıl görev toplumu idare edenlere düşüyor diye düşünüyorum....

ayca dedi ki...

Çocuklarımız bizim gelecegimiz, yani insanlıgın gelecegi, çok hassas olmamız gereken bir konu, ve çocuk istismarı için tüm tedbirlerin alınması lazım...
Böyle önemli bir konuyu paylaştıgın için teşekkürler...

paticikler dedi ki...

..."Oysa beden olduğu gibi ruh da gıda istiyor"...
Budur!. Mübarek yıllar önce herşeyin ilacını söylemiş işte.
Ruh Rabb'mi bulmak, bilmek için yaratılmış.Bu boşlukta kalınca insanların ne yapacakları hiç belli olmuyor maalesef.:(
Senin sayfanda bir gün ezanı farkedince çok hoşuma gitti. Bende koydum 2 sayfama da. Yokluğumda ezan vakti giren ezan dinler inşallah artık..))

Aymen dedi ki...

Umar, düşüncelerine katılıyorum yalnız vurgulanmak istenen istismarın kaynağına değindim ben. Aile içinde verilen sağlam temeller ne istismar edilebilir nede edebilir çocuklar yetişmesine neden olacaktır.

Fulya, teşekkürler hem sözlerin hemde sobeye katılımın için.

Arzu hal, evet yazılarını farketmiştim, teşekkürler.

Lavantin, bu konuda çok hassas bir anne olduğunun farkındayım hatta aşırı hassas. Her anne bu bilinçte olabilse keşke.

Tuğçe, aslında mutluluğun ve eğitimin maddi refahla direk bağlantı kurulması ne kadar doğru tartışılır. Erdemin ve sosyal sorumluluğun her bireyde her şart altında bulunması çok önemli.

Ayça, bazen gençlerin yanından geçerken işittiğim sohbet konularının bütününün aynı olduğunu farkediyorum ne acı. Geneli boş ve bilinçsiz.

Paticikler, bloga veda etmene üzüldüm. Bu gidişat nedeni ne olursa olsun tamamen olmamalıydı ama kararını vermişssin sen. Doğru bildiğini anlatmak bir vazifedir insana ve vazifeden hangi şart hangi ortam olursa olsun istifa etmemeli. Yokluğunu hissedeceğiz.

meleginmarifetleri dedi ki...

Aymencim bende ne zamandır arkadaşlara uğrayamadım vakit geç olsada blogları şöyle bir kolaçan edeyim dedim ilk sana geldim.
Çocuk istismarı demek gerçektende bu gidişle bizim geleceimizi pek parlak göremiyorum dediğin gibi anne katili çocuklar beni düşündürüyor. Bu konuda sosyologlar bir araştırma başlatmalı bence. Böyle üst üste olayların aynı zamanda olması çok ilginç.Neler oluyor çocuklara dedirtiyor insana.
Şartlar zorlandıkça çocukların üstüne gidiliyor gibi geliyor bana benimde 4 de giden oğlumdan bildiğim çocukların daha bu yaşta çalışmaktan oynamaya vakitleri yok inanki.
Bu şarkıyı bende çok anlamaya çalışırdım küçükken ve küçük kardeş için yazıldığına kanaat getirmiştim.
Tabi bizim zamanımızda trt çocuk radyosu dinlenirdi dimi.
Sevgiler aymencim öpüyorum bay.

yass dedi ki...

ya trt sarkıları benı mahvettı pıskolojımı bozdu desem yerıdır.. nıyese ben o korodakı cocuklardan cok korkuyordum.. ben mı pıskopat mısım yoksam trt korosu mu bılemıcem

Aymen dedi ki...

Melek, çocuk yetiştirmenin sorumluluğunu bazen alamam gibi geliyor bana. Ne kadar zor özellikle günümüzde. Etrafta ki tehlikelerden muhafaza etmek için her zaman önlem alamayabiliriz. Zor iş. Şarkıyı hatırlamana sevindim:) elde var bir:)

Yass, korkman çok ilginç trt çocuk korosundan yass:)) öyle toplu halde ki salınarak görüntülerimi sana korkunç geliyordu desem yine olmayacak:)) bulamadım valla.

MOBIUS dedi ki...

O kadar basit ki aslında,Çocuk Hakları Bildirgesi'ndeki 10 maddeciğe özen göstereceğiz, e gerisi de zaten ilerde "adam" olacak çocuklara kalacak.Mı? bilmem...
Bilimsel araştırmalar bas bas bağırıyor,sevgi gösterilmeyen çocuklarda psikolojik/fiziksel sorunlar oluşabiliyor hatta ölüme kadar gidilebiliyor diye. İnsan günde 10 kere sarılmalıymış annesine,babasına,sevgilisine,çocuğuna,
kedisine,ağaca vb. Sarılmak,hmm çok da zor olmasa gerek. Cidden siz değil Aymen Hanım,siz evet Siz-bu cümleleri okuyan her kimse- günde kaç kere ve kime/kimelere sarılıyorsunuz? Denemesi kolay ve bedava free hug:)

Şarkı çok güzelmiş bu arada:)

Aymen dedi ki...

mobius, valla ben düşündüm de kimseye sarılmıyorum:))))) en azından on defa sarılmıyorum, biz şunu üçe düşürsek, ya sen mobius kaç kişiye sarılıyosun? yapabilen var mıdır?

MOBIUS dedi ki...

Sayı önemli değil canım:)Bilimsel verilerde sayılar bana hep saçma gelmiştir, şu kadar bardak su için, şu kadar adım atın vs vs. Ama sarılıyorum yani nedensiz,zamansız ve mekansız olarak sevdiklerime sarılırım. Siz de sarılın Aymen Hanım hiç olmadı sayıyı 10'a tamamlamak için Tiger elinizin altında :)

Aymen dedi ki...

Mobius, Tiger ı mıncıklama sayısı sayamayacağım kadar fazla, onlarca hatta binlerce. Buda bahsedilenin yerine geçer galiba:)