15 Aralık 2007 Cumartesi

BİR AVRUPA YAKASI VAKIASI

Hani hayatınızda hep gülümseyerek hatırlağınız tipler vardır. Tanımaktan ve aynı zemini paylaşmaktan memnun olduğunuz ve onu sonradan anladığınıza inandığınız her aklınıza geldiğinde de başınızı yana sallayarak gülümsediğiniz.
Ferah Güneri ... Kolay kolay rastlanamayacak o adam.
2002 nin şubatı. İş görüşmesini yaptığım ama kim olduğunu ilk başlarda çözemediğim kişi. Yeşil papyonlu, yeşil desenli gömlekli, pantolon askısı ona uyumlu yeşil gözlü 35 yaşlarında gözümde yeşil tonlarda kalan yeşil adam.
Siyasetten ve siyasilere danışmanlıktan, Ankara'nın koyuluğundan sıyrılıp Istanbul'a adapte olmaya çalışıyordu o dönemler. Görevi, köklü bir firmaya kurumsal kimlik kazandırmak, yeniden yapılandırmak, çöküşe geçen başarısını disipline ederek artırmak.
Ve bu göreve çalışanlardan başlayarak ilk işi şirket ortaklarının yakınlarını şirketten onun tabiriyle kurumdan uzaklaştırmak ve yine onun tabiriyle yepyeni vizyonlu kurum vatandaşları oluşturmak kısacası kendi ekibini kurmak. Hey gidi günler hey.
Onu anlamak yıllarımızı almıştı biz kurum vatandaşlarının. Helede mesai vaktini bir dakika bile geçirdiğimizde uyguladığı cezai müeyyideler karşısında onu bütün gün internet başında chat yaparken görmek bizi çileden çıkarırdı. Aldığı maaşı ise görünüşte yaptığı işe göre astronomik boyuttaydı buda bizi çileden çıkarmaya yeterdi.
Kapı eşiğinden konuşmak maaştan %1, gecikmek %3, sık sık lavaboya giderek görevi ihlal etmek :)%.. gibi kesinti uygulamaları tarihte başka bir kurumda görülmemiştir muhakkak.
İlk zamanlar onu hiç anlayamamıştım. Gururu tavan yapmış ben için boyun eğmek hiç de kolay olmayacaktı. İş konusunda gurur olmayacağı helede uzman olmanın yerleri bile paspaslamaktan geçtiğini staj üzere gelen Bilgisayar Mühendisi üzerinde uyguladığını görünce teslim olmaktan başka çare kalmamıştı:)
Yapılan basit yanlışların bile bedelini belki bu kadar ağır ödetme yolu çoğu insana ters gelebilir ama yetişmek için helede zaman kısıtlıysa hiçte yanlış olmadığını anlamak kolay olmadı benim için. Zamanla yaprak dökümü başladı bir iki üç.
Bir sabah şirkette gitarıyla hazırolda bekleyen uzun saçlı vatandaşı görünce şaşırmadım tabiki, olsa olsa bu onun işiydi. Akşam barda dinlediği solisti beğenip sabah kurum vatandaşları çalışırken onlara mini bir konser versin diye bu adamı kolundan tutup getiren ancak o olabilirdi.
Bana bilmem ne bakanını, milletvekilini bağla diye diye çileden çıkardığı ve kaçırdığı sekreter sayısını hiç hatırlamıyorum.:))
Kırac'ın " Kan ve Gül" şarkısını dönüp dönüp, günlerce hatta aylarca milyonlarca kez son ses dinleyip, tel görüşmelerimizi eziyete çeviren ve de nakarat kısımlarına bed sesiyle eşlik eden başka birini tanımıyorum:))
Bir kez dahi dahili telinizi kaçırmanız karşısında onbinlerce doları kaçırmamıza neden oldun baskılarıyla bir anda her bir bireyin doğumgününü itinayla bir araya gelip kutlarken havalarda dolaşan telefon seslerine aldırmayıp kendi kanunlarını yedire yedire hakimiyetini kabul ettiren tek adam.
Aylarca ödemediği ev kirasının birikip birikip ev sahibi kadının baskınıyla sonuçlanan sırpsındığı pardon şirket faciasıda başka bir hadise::)))))
Sekretere kargo konusunda sıkı sıkı tenbih edip buna rağmen sekreter kızın müşteriye giden malzemelerle, bizimkinin sevgilisine giden son derece özel hediyenin karışması bir başka bomba etkisi oluşturmuştu kurumda:))) Bide müşteri tanıdık olmasa neyse:)))
Toplantılarda Whiteboard' e çizdiği şekilleri, anlatımı, bakış açısı hiç anlam veremezdik, herkes bir boyuttan bakarken olaya nasıl olurda bu kadar farklı bir bakış açısı olabilirdi. Şimdi daha iyi anlıyorum onu.
Toplantı odasını simsiyah boyattığını hatırlıyorum. Toplantıya gelenlerin yüz ifadelerini unutmuyorum. Kapı kolundan tutunda halılara masa saldayyelere kadar simsiyahtı jaluzi bile. Nedeni; toplantıda sadece kişinin barizleşmesi, yalın olması, fikirlerin dağılmaması kısacası odak noktanın kişi üzerinde toplanması, duyulmuşmu böyle bişey pes doğrusu. Sorgu odalarında olmazmı bu filmlerde görürüz.
Background, knowhow çok önemliydi onun için. Şiir yazardı bol bol ve dinletirdi bana sonuna kadar. Şiiri sevmem ama bu daha beter bişey anlayamadığım anlamlar belkide anlaşılmasın diye yazılan ifadeler.
Gelmesine uzun zaman olmamasına rağmen istanbul'u iyi keşfetmişti. Arkadaş gruplarıyla iyi mekanlara takılır brunch lar yapardı. İtalya'dan gelen ayakkabılarını sık sık gösterir bana da ayakkabını çıkarırmısın bi diyerek şaşkına çevirip evettt bi hatun hotiç giymeli derdi. Bunu yapabilende ancak sıradışı bir yönetici olabilirdi..
Böyle giderseniz evde kalacaksınız diye geleceği bile görebilmişti bir kahin misali:))
Onun azmi, hiç yılmaması, sürekli planlar programlar yapması, evliliği bile gündem konusu yapıp kimler olabiliri oturup değerlendirmemiz ne günlerdi.
Onu daha başka türlü anlatmak isterdim ama hep komik yönleri aklıma geldi gece gece ancak bu kadar olur. Uyku bi yandan. Açıkçası böyle bi adamdan en az bir sezon Avrupa Yakası malzemesi fazlasıyla çıkar üzerine gidilse. Zaten de köprünün hemen aşağısı Avrupa Yakası Şişli tamamıyla uyuyor adrese:)

20 yorum:

ayca2008 dedi ki...

Sevgili Aymen, okadar güzel bir anlatımla yazmışsın ki,çalışma hayatını pek bilmesemde sanki ben de sizle ordaymışım gibi hissettim.:))
Tam Burhan Bey..:))
Bir solukta okudum...Bilecik'ten sevgilerimizi gönderiyoruz...

Aymen dedi ki...

Selam ayça,
güzel değerlendirmen için teşekkürler. Yazıya başlarken burhan bey hiç aklıma gelmemişti yazarken aa tamda o dedim kendi kendime :)
bende size sevgilerimi gönderiyorum
Tiger dan da selamlar:))

lavantİn dedi ki...

Her ne kadar okurken çok komik gelsede, hayatın içinde bölesi tipik tipler vardır. Aslında o dnemleri her nekadar sıkıntıla yaşasanda, sonrası için epey bir malzeme olur insana.
Selamla...

Aymen dedi ki...

Haklısın Lavantincim, sıkıntılara yaşandığı an bile böyle bakabilsek keşke ama sonrasında böyle hatırlayabilmekte güzel:))

Ayşen dedi ki...

Sevgili Aymen,
Sonradan bile olsa öyle .... (ne desem bilemedim gıcık, illet, uyuz v.s. v.s.) birini böyle anabilmek ancak güzel bir yüreğin marifeti olmalı:)
Sevgilerle
Ayşen

Aymen dedi ki...

Sevgi Ayşencim,
Olayları yaşarken kimi zaman sinirlenip geriliyor insan ama geçmişe bakıp oh be buda böyle geçmiş deyip ah vah etmeden gülümseyerek bakmak insanın zaten vazifesi yapabilene, ancaakkkkkk sizde bilirsinizki kedi seven bir kalp insanı haydi haydi sever :)))
Nezaketin için teşekkürler bilmukabele derim bende..
Öpücükler

paticikler dedi ki...

merhaba ,
gerçekten çook ilginç bir tipmiş. ilgiyle okudum.:)
ben şimdi tiger'a gidiyorum.:)

Aymen dedi ki...

merhaba paticik,
teşekkürler
tiger da görüşürüz:)

zehra dedi ki...

bu gun sal� cuman�n gelmes�ne sadece 4 gun kald� mutlu haftalar kocaman opuldunuz

DENİZSEFASI dedi ki...

ORJİNAL BİR TİPMİŞ GERÇEKTENDE. BÖYLR BİRİYLE ÇALIŞMAK NE KADAR YORUCUDUR. TEBRİK ETMEK LAZIM SİZİ GERÇEKTEN DE

Aymen dedi ki...

zehracım erkek olsan adın kesin cuma olurdu senin ne dersin:)))

Aymen dedi ki...

hoşgeldin denizsefası teşekkürler..

serinmavi dedi ki...

Hayırlı ve huzurlu bir bayram diliyorum...Sevgiler....

ayca dedi ki...

Kurban Bayramınız Kutlu Olsun...
Sevdiklerinizle, Ailenizle birlikte
mutlu ve huzurlu bir bayram geçirmenizi dileriz...

Ayca ve Tugce

lavantİn dedi ki...

Aymen'ciğim, bol kebaplı güzel bir bayram diliyorum.:)))
Oralarda Kurban bayramı+ kebap demek ya o bakımdan.
Antep'in dışında kurban bayramının hiiç tadı yok.:(
Güzel bir bayram diliyorum sana ve ailene.

Aymen dedi ki...

Bende senin ve ailenin bayramını kutluyorum Lavantinciğim. En kısa zamanda ziyarete geleceğim sana.
Kebap konusuna gelince, malesef etle aram hiç iyi değil:) Yani kebap benim için kabus kelimesiyle eş anlam diyebilirim:))
Güzel bayram dileklerin için teşekkürler bilmukabele.

Aymen dedi ki...

ayca bende sesnin ve ailenin bayramını kutluyorum. iyi bayramlar

Aymen dedi ki...

serinmavi hoşgeldin,
Bayramın kutlu olsun. İlk fırsatta ziyaretine geleceğim.

zehra dedi ki...

bayram�n� kutlar�m
buyuklerimin eller�nden �per kucukler�m�n yanaklar�n� ceker ve sever�m :)
mutlu bayramlar:))

Aymen dedi ki...

bende bayramını kutluyorum zehra
hayırlı bayramlar