23 Eylül 2008 Salı

TERCİHLER VE HOŞGÖRÜ

Son zamanlarda bir takım tepkiler alıyorum. Gelen tepkilere kişisel cevap vermektense buradan bir iki kelam etme isteği duydum. Tepkilerin nedeni benim değil de beni sayfasına ekleyen, hatta yorum yapan bazen benimde yorum yaptığım kişi ve kişiler olması. Şunu en başta söylemeliyim ki bu kişi ve kişilerin tercih ettikleri hayatı doğru bulmuyorum, desteklemiyorum. Ama onların tecrit edilmesinden yana da değilim.

Tasvip etmek ayrıdır, hoşgörü ayrıdır. Çoğumuzun son dönemlerde en çok muzdarip olduğumuz noktalardan biri de bu değil mi, hoşgörüsüzlük? Ayrılması gereken en önemli iki şey ve iki yol var. Birisi, bu kişilerin elinden tutup pekte matah bişey yapıyorsunuz deyip sırtlarını sıvazlamak, alkışlamak, diğeri de, varlıklarını kabul edip velev ki yanlış yaptıkları düşünülüyorsa onları, varsa kendi yöntemlerinizle, kendi doğrularınızı bildirmek.

Farzedinki üst katınıza tasvip etmediğiniz bir insan taşındı. Üstelik sizin zilinizde isimlerinizde üstüste yeralıyor. Bu x insan ise sizinle aynı binada oturmaktan son derece hoşnut. Hatta ara sıra kapınızıda çalıyor bir merhaba için. Ne yaparsınız? Sizinle aynı binada oturma hakkından men mi edersiniz? Asansörde karşılaştığınızda vebalı gibi mi davranırsınız? Selamına karşılık mı verirsiniz kafanızı mı çevirirsiniz? Hangi yöntemi denersiniz? Ve bunu hangi inanç yönteminine göre yaparsınız?

O zaman bu insanları bir alana toplayalım ve üzerlerine benzin döküp yakalım? Yada tecrit edelim onlara ait bir bölge gösterelim orada mı yaşasınlar?

Değerlerimiz bu insanları dışlamayı, uzak durmayı, ümitsizliğe itmeyi, yok saymayı mı gerektiriyor? yoksa onlara öğretmek paylaşmak sahip çıkmayı mı? Onları dinden, toplumdan ve değerlerden soğutmak mı en doğrusu?

Sen başkasının listesindesin hatta başkasının sana yaptığı yorumlarla benim yorumlarım aynı yerde olmasından ve sayfama ulaşılmasından rahatsızlık duyuyorum şeklindeki titizlenmeler karşısında demek oluyorki bu kişiler yakınlarına yada sevdiklerinin başına bu tür bişey gelmeyeceğini garanti altına aldılar.

Ne dinimizde ne kültürümüzde nede milliyetimizde insanı tercihlerinden dolayı dışlamak aşağılamak ve tecrit etmek vardır. Hele ki başkasının listesinde olmayı bile tecrit edilmeye yeterli gören bir düşüncenin malesef kısır olduğunu düşünüyorum.

"Allah katında lanetlenmek" cümlesi sarf edilmiş bana gelen yorumda. Cenab-ı Hakın Rahmeti öyle geniştirki tüm kainatı kapsamıştır. O, Rahman ismiyle kendini inkar edenlere karşı bile dünyada merhamet göstermiştir ve nimetlendirmiştir. Ahirette Rahim oluşuyla da yalniz inananlara merhametli olacagini bildiriyor. Biz ise dünyada neye dayanarak merhametimizi, dostluğumuzu yada yardımımızı insanlardan esirgiyoruz?

Elbette Kuran'da bu tür sapkınlıklara karşı lanetlenme kelimesi geçiyordur. Bende diyorumki aynı zamanda kaş alma konusunda da lanetlenme kelimesi sarf edilir. Hadi o zaman kaş alanları lanetleyip, rehberlerimizden, beyinlerimizden ve sorumluluklarımızdan çıkaralım, akla uygun mudur?

Binlerce örnek vardır islamda hoşgörü ve sosyal sorumluluk hususunda. Bunları tek tek yazacak değilim.

Biz, kendisine inanılmaz eziyetler eden, yoksulluk ve açlık içine düşen Mekke müşriklerine, onların yoksullarına dağıtılmak üzere yardım gönderen bir peygamberin ümmetiyiz. Neden manevi desteğimizi muhtaç olan insanlardan esirgiyoruz?
Müslüman, din, dil, ırk farkı gözetmeden, sıkıntı çekenlere, yanlış yolda olanlara elinden gelen yardımı yapması ahlakî veya hukuki bir vecibe olan bir dinin mensubu değilmiyiz.

Hak bir imana dayanan müslüman kişinin bütün güzel davranış ve işleri hangi tür canlıya bir hayır götürmüş olursa olsun o bundan sevabını alır düsturunu benimsiyorum. benimsemeyenlerede saygı duyuyorum.

41 yorum:

ivriz dedi ki...

mevlana boşuna dememiş ne olursan ol gel diye,onun bu hoşgörüsü ölümünden yüzyıllar geçse de insanları etkiliyor.

Arzu-hâl dedi ki...

Ben hoşgörü kelimesini kullanmak istemiyorum. Çünkü günahlar hoşgörülemez. Sadece insan bildiği şeyleri başkalarına anlatmak, uyarmak zorundadır. Buna hoşgörü denmez diye düşünüyorum.

Tebliğ yaparken karşımızdakinin bunu kaldırıp kaldıramayacağına dikkat etmek lazım. Eğer sizin yüzünüzden dine söverse siz de günaha girersiniz.

Ayrıca Mevlana hz.lerinin ne olursan ol gel sözünün yanlış anlaşıldığını düşünüyorum. Daha önce ne yapmış olursan ol, tevbe et ve gel diyor. Yoksa ne haltı edersen et bu halinle gel demiyor.
Allah-ü teala da tevbe bekliyor bizden, öyle değil mi?

semra mutfakta dedi ki...

cnm benim güzel yazmışsın.anlaşılan o ki bu konuda epeyce birşeyler yaşanmış.ancak son zamanlarda moda olan kendimizden önce başkalarını eleştirme hali herkeste var.insan yaşayacağı hayatı seçmede özgürdür.ben ancak kendi içimde onu onaylarım veya onaylamam.kınamak elbette kınarım ama "hadi bunu taşlayalım" bana çok ters.sonra biz kimizki başkası hakkında hüküm verme hakkını kendimizde görüyoruz.yapmamız gereken sadece onun içinde dua etmek.gerçekten bizde "iyi" bir insansak herşeyimizle örnek olmalıyız ona ve başkalarına.düzeltmeye önce kendimizdenbaşlamalıyız.dinimizi üstünkörü görmemizden.hiçbir araştırma veya öğrenme çabası içerisinde olmamamızdan kaynaklanıyor tüm bunlar.
Aslında olayın aslını tahmin edememekle beraber çok merak ettim arkadaşım.mümkünse öğrenmek isterdi.öpüyorum seni.

Desertwind dedi ki...

Aymen'cim, konuya giremedim yani anlayamdim tam olarak ama bu hayatta bi suru secenek var , begenmeyen gelmesin, okumasin.

Aymen dedi ki...

konunun anlaşılması için dip not düşmeliyim galiba. post, bir gay den rahatsızlık duyanlar içindi.

Boncukçu dedi ki...

Sevgili Ayşen,
Konuyu tam bilmiyorum ama yazdıklarına katılıyorum. Birebir örtüşmek zorunda değiliz bence. Ortak yönlerimizi yakalıyor ve farklılıklarımızla zenginleşiyoruz.
Sevgiyle kal.

meleginmarifetleri dedi ki...

Aymencim hayrola ne oldu ne bitti anlayamadım yaa sen bana bi ara anlatta ama bence insanlara Allah akıl fikir vermiş ve önümüze de yaşam biçimleri sunmuş herkes aklını kullanıp tercihini yapıyor ama bilerek ama bilmeyerek.
insanların hayat biçimleri yüzünden kimseye tü kaka diyemeyiz belki de onlara doğruyu öğretebilir ve bir kişiyi kurtarmış oluruz.
Neyse ben fazla uzatmayayım ama bence üfleyince az bir ışık olan ateşte ümit vardır taki üflendiğinde yüzüne toz gelmiyorsa.
hoşçakal

Lalegül dedi ki...

merhaba arkadaşım..
bende bilmiyorum konu ne..Merakda etmiyorum açıkçası..Ama şuna inanıyorum.Kimse kimseyi yargılama durumunda değil..Bu işi yapacak olan günü geldiğinde yaradan..Hoşgörü çok önemli..Ve herkese gerekli..bir şey daha şu tebligat meselesi.Herkes tebligat da yapamaz..Onunda ön koşuluda kendisinin tebliğ etmeye çalıştığı her neyse, onu tam olarak yapıyor olması meselesi..yüzeyden değil ama, yürekten, tam anlamıyla..
Selamlar..

Adsız dedi ki...

Ben bir demirim

Aya öfkelenmişim ben,
işte böyle kapkaranlık bir gece olmuşum.
Padişaha kızmışım,
çırılçıplak bir yoksul olmuşum.

Güzeller sultanı gel demiş,
evine çağırmış beni.
Ben bir yolunu bulmuşum,
yola baş kaldırmışım.

Sevgilim baş çeker, naz ederse,
gamlara atar, kararsız korsa beni,
bir kez olsun ah demem, inad için.
Ah'a da kızmışım ben.

Bir bakarsın altınla aldatırlar beni o.
Bir bakarsın şanla şerefle aldatırlar beni.
Oysa altın falan istemiş değilim ondan,
şanla şerefe hele çoktan boş vermişim.

Ben bir demirim,
mıknatıstan kaçıyorum.
Bir saman çöpüyüm ben,
mıknatıslara yan çizmişim.

Ben öyle bir zerreyim ki,
bütün âleme isyan etmişim.
Havaya, toprağa isyan etmişim,
Ateşe, suya isyan etmişim.
Altı yöne isyan etmişim.
Beş duyuya isyan etmişim.

Hava, toprak, ateş, su da neymiş ki,
altı yön de neymiş,
beş duyu da ne.
Benim için hiç bir şey umurumda değil.

ELV79 dedi ki...

Sevgili Aymen Hanim;
Oncelikle hosgorunuzden dolayi sizi kutlarim.Hosgoru nedir Aymen Hanim bi aciklamasini yaparsaniz bu konuda beni cok mutlu kilarsiniz.
Ve hosgoru ile 'SAPKIN' kelimesini birarada kullanmak biraz celiski degil mi?Bunlar elebtte ki kisisel dusuncelerim sizi burada yargilama hakkina sahip degilim.Ve sizde kimseyi yargilama hakkina sahip degilsiniz.Sizin inandiginiz MANEVI GUCE(Allah'a)Emin olun ki en az sizin kadar bagliyim.Ama insanlari sapkin olarak nitelendiren bi dini anlayisi'zorla insanlari musluman yapma hakkini kendinde bulan bi muslumanligi kabul etmiyorum.Benim inandigim din su;Baskasinin hakkina girmeden,rahatsiz etmeden,kendince yasayabilmektir.
Saygilarimi sunuyorum.

Berceste dedi ki...

Otobüste gay bir adam tarafından rahatsız edilmiş bir beyefendi olarak, bu tür insanlara ciddi ve vakarlı bir mesafe koyulması kanaatindeyim. Ben de tecrit etmeme fikrinize katılmakla birlikte onlara karşı vakarımızla iletişim kurmamız, ıslahları için dua etmemiz gerekiyor. Ölçü... Ölçü korunduğu müddetçe de ipin ucu kolay kolay kaçmaz.

Son olarak ek bir açıklamaya ihtiyaç duyuyorum (Bir mesaj).

İnsanın fıtrat eli daima zorbalığa, haksızlığa ve baskıya karşı isyan bayrağını tutar. Dolayısıyla bu tür yöntemlerle insanlar değişmez.

Ve herkese de hoşgörü gösterilmez. Kimileri yumruktan anlar, kimileri sözden, kimileri ise sadece bir bakıştan.

Bu durum insanın anlayış seviyesiyle ilgili. Anlayışın ardından kavrayış yeteneğini de kullanırsa insan, anlaşamadığı canlı kalmaz...

Rabbimin bizleri salih kullarından eylesin.

Hürmetler...

Aymen dedi ki...

ivriz, mevlananın bu sözü O'na kulluk etmekte kriter olmadığını ifade ettiğini anlıyorum. yoksa gel ama ne istersen yap anlamında değil. gelmeninde adabı ve gelmeden önce ve sonra sorumlulukları muhakkaktır.

arzu hal, hoşgörü nün anlamı içerisine günahları hoşgörmek değil, kişinin durumundan dolayı hakir görmemek ve dışlamamak manasınıda algılıyorum ben. Tebliğ yaparken kimlere yapılıp yapılmayacağını kişi ayırt edebilir. Zira ilmin izzetinin muhafazası sözkonusu. Çevremizdeki insanlardan mesulüz kimse bunun aksini inkar edmez isteyen kaçar o başka.

semra mutfakta, yanlışa bilerek veya bilmeyerek her an girmek herkes için muhtemel. yanlıştan dönenlerin örnekleri çok fazla hayatımızda. belkide birileri yada bişeyler vesile olmuştur. tabiki onları kınamak yerine onlar için dua etmek en doğru olanı.

Nalan, konuyu şimdi daha iyi anlamış olmalısın:)

boncukçu, farklılıklar insanları uzaklaştırmamalı. dediğin gibi ortak noktalarda birleşmek ve bunları fazlalaştırma gayretinde olmak gerekmez mi.

melek, Allahtan ümidi kesmek büyük günaklar arasındadır diye biliyorum. Bundan asla ümit yok, imkansız demek O'nun kudretini küçümsemek olur tabiki.

lalegül, gerçek demokrasilerde bu tür ayrımcılıklar olmamalı. yadırgamak başkadır dışlamak ise çözüm değildir hiç bir anlayışta.

isimsiz, umrunda olmamak insan fıtratına uygun değildir. insan küçücük bir zerreyle alakalı olduğu gibi dünyanın başka ucundaki bakşa hadiselerlede alakadardır. istese de istemese de üzülür, sevinir, ilgilenir, alaka kurar umrunda olur vs vs

elv79, sapkın kelimesi ve içinde bulunan cümle bana gelen yorumdan alıntıdır ve benim cevabımda devamındadır. Velev ki bahsi geçen konu hakkında tıp çevresinde de bunun bir hastalık olmadığı ve bir yönelim olduğunu kabul etmiş durumda. hatta sapkın kelimesine yakın bir kelime kullanılıyor bilginize. Din konusuna gelince seçtiğiniz inanış her ne ise gereklerini yerine getirmekte kimse sizi zorlamaz yalnız siz mesuliyetten kurtulamazsınız din varsa gereğide vardır ister yapar ister yapmazsınız ama inkar edemezsiniz.

berceste, güzel ifadeleriniz için teşekkürler. hoşgörü herşeyi hoşgörelim manasını taşımadığı gibi sınırlarını siz belirtmişsiniz. Amin.

ELV79 dedi ki...

:) Bilgilendirmeniz adina tesekkurler.Bu gune kadar hem anlayisli,hemde sorularima cevap verecek bi dini butun insanla tanisamamistim henuz.Sizi tanimak beni mutlu etti.Size cocuklugumdan bu yana merak ettigim bi sorumu soramak isterim.Cevaplamak ya da yorumsuz kalmak size kalmis.Biz herseyin bilincinde yasayan insanlariz.Ne yapiyorsak bilerek,gorerek ve isteyerek yapiyoruz.Yani gunahida sevabida biliyoruz.Tamam kabul.Peki fii tarihinde yasamis olan Atalarimiz yani tas devrnde ki Atalarimizdan bahsediyorum;Onlar hicbiseyin bilincinde olmadan yasamis Ne bir din ne de baska bisey.Hadi fiii tarihine gitmeyelim soyle yakina gelelim.Su insan yiyen kabileler var ya yamyam dedigimiz.Dunyadan bi haber insanlardan bahsediyorum.O gariplerim ne olacaklar diger dunya da?Zira onlari kimse suclayamaz bilerek yaptiklari bi gunah yok ortada degil mi?Cevaplar iseniz beni cidden rahatlatmis olursunuz bu konuda.Yok bi cevap bulamadim dersenizde caniniz sagolsun..

Aymen dedi ki...

elv79, bir şeyleri sırf tenkit etmek amacıyla yaklaşımda bulunan, din deyince alerjisi azan, niyeti sadece ortalık karıştırmak olan, beynini öğrenmeye kapayan ve bildiğini okuyan güruhtan olmayıp gerçekten öğrenmek amaçlı sorduğun sorulardan dolayı asıl ben teşekkür ederim.

Ben bir din otoritesi değilim yalnız insanın hem sosyal hayatında hem şahsi hayatında inancından kopamayacağı düşüncesindeyim. Din vicdani bir meseledir aynı zamanda. Yani herşeye, dünyada kaçta kaçını kullanabildiğimiz akıl yoluyla ulaşmak bazen mümkün olmuyor. Bu durumda inanç devreye giriyor işte.

Sorduğun sorulara gelince hepsinin cevabı mevcut. Konu farklılaşması açısından istersen cevapları email yolu ile gönderebilirim. Dilersende buradan?

Aymen dedi ki...

elv79,

Allah inancı ve bir takım kaideler ilk insan hz Adem'den itibaren var.
Tarih kitaplarındaki acaip mağara adamları maymunumsu! tiplerin ne gerçekliği malum. Her dönemde peygamberler tebliğ vazifesi ile gönderilmiştir. Allah inancından ve peygamberinin getirdiği kaidelerden uzaklaştıkça yeni peygamberler gönderilmiştir. Dolayısıyle insanlar her dönemde iman ile mesuldü. Son peygamber Hz Muhammedin gelmesiylede İslamiyet tahrif edilmemiş ve son din olarak insanlığa inmiştir.

İlgili kaynaklarda kendilerine peygamber sesi ulaşmayan kimselerin ise Cenâb-ı Hakk'a iman etmekle mükellef olduğu vardır. Çünkü, akılları bozulmamışsa fıtratları kendilerini Allah'ı bilmeye ve birliğine inanmaya götürür. Fakat, bunlar diğer dini hükümlerden mes'ul değildirler. Çünkü, bu gibi hükümler, peygamberler tarafından tebliğ edilmedikçe akılla anlaşılamaz. Hatta bu toplulukların bazı din alimlerine göre Allah inancı olmasa dahi kurtuluşa ereceği kabul edilir.


Son olarak, bize İslamiyet ulaşmış ve müslüman olarak doğma şansına sahibiz kendi vazifelerimizi öğrenip en kısa zamanda uygulamaya geçip hem dünya hem ahiret hayatını cennete çevirmek en güzeli :))

Umarım tatmin edici cevaplar almışsındır:)

ELV79 dedi ki...

Cok tesekkurederim verdiginiz bilgilerden dolayi.Sizi yordum ama dunya durusunuzu ogrenmek istedim sadece kelimelerinizden.Diyeceksiniz ki,iki kelam beni anlatir mi?Evet iki kelam herseyi anlatir.Insani ozetler.Tekrardan cok cok tesekkur ediyor,kendimce cikis bulamadigim konularda sizi tekrardan rahatsiz edecegimi bildirerek kendinize iyi bakmanizi diliyorum.

zehra dedi ki...

katılmamak ne mumkun cogu zaman yasıyoruz bunu anlamamısda olsak hosgoru gostermek zorunda kalıyoruz

Aymen dedi ki...

elv79, rahatsızlık ne demek yardımcı olabiliyosam sevinirim.

Mobius dedi ki...

Çok özür diliyorum Aymen sizden ama Berceste isimli Beyefendi'nin yorumuna birkaç şey eklemek istiyorum.

Ben sadece bir "insan"ım hanımefendi falan değil,çünkü "beyefendi" vb sıfatlar başkaları tarafından kişilere verilir.
Ölçü...bence de ölçü çok uygun bir kelime.
Ben insanım dedim ya,benim hoşgörü anlayışım şudur budur diye anlatmayacağım ama her kim olursa olsun bu dünyda beraber yaşadığımız hiçbir "canlı"ya kim/ne olursa olsun "yumruk" vb şiddet vari yaklaşımları kabul edemiyorum.Ve bunun devamında "Rabbim" kelimesi geliyorsa insan çelişkiye düşebiliyor.Mu?

Ve o kadar haklısınız ki, bu durum insanın anlayış seviyesi ile ilgili. Bir örnek, pireleri bir kavanoza koyuyoruz,üstünü kapakla kapatıyoruz. Zıpladığında kapağa çarpan pireleri bir süre sonra kavanozdan çıkarıyoruz. Ne görelim? Kapağa çarptıkları yükseklikte zıplayabiliyorlar. Halbuki onlar özgür,kapak yok. Ama 1 kere onu deneyimsellemişler ve öyle gitmiş,daha yükseğe zıplayamamışlar.

İnsanoğlu bir mahlukat değil,her gördüğüm sakallı dedem değil ya da Amerika'da her Kur'an okuyan potansiyel terörist değil,ya da her gözlüklü zeki diye birşey yok. Çok basit değil mi?
O zaman fi tarihinde "rahatsız" edildiğiniz gay bir adam ile her gay aynı olamaz.

Otobüste bir adam tarafından rahatsız edilmiş biri olarak, bu tür insanlara ciddi ve vakarlı bir mesafe konulması kanaatindeyim...
Ben de bundan sonra her gördüğüm "erkeğe" potansiyel "sapık" olarak görsem? Kimi erkeklere yumruk,kimilerine söz,kimilerine ise bakış ile "sen sapıksın benden uzak dur" mesajları versem?

Yok canım o zaman hani bahsedilen "kavrayış yeteneği" nerde diye sorarım ben mesela. Ama yok sormuyorum.

Diyojen gündüz vakti fener yakar ve insanların yüzlerine bakarmış.Fenerle ne aradığını soranlara -Adam arıyorum, adam! diye cevap verirmiş, bilir misiniz?

Arzu-hâl dedi ki...

lalegül demişki;

"Onunda ön koşuluda kendisinin tebliğ etmeye çalıştığı her neyse, onu tam olarak yapıyor olması meselesi..yüzeyden değil ama, yürekten, tam anlamıyla.."


Böyle olması şart değildir. İnsan islamı tam olarak kendisi yaşayamasa da, bildiklerini anlatmalıdır. Yoksa ilim kaybolup giderdi.

Arzu-hâl dedi ki...

elv79 demişki;

"Peki fii tarihinde yasamis olan Atalarimiz yani tas devrnde ki Atalarimizdan bahsediyorum;Onlar hicbiseyin bilincinde olmadan yasamis "

Böyle bir insan hiçbir zaman yaşamamıştır. İlk insan Adem (a.s.) dı. Ve ahseni takvim üzere yaratılmıştı. Sonra onun kaburga kemiğinden Havva anamız yaratıldı ve insan nesli bugüne kadar geldi. ilk insan bir peygamber olunca, bir şey bilmemesi mümkün mü?

Aymen dedi ki...

zehra, değil karşı karşıya gösterilen hoşgörü, internet ortamında bile buna zorlanır olduk.

mobius, berceste nin cevap hakkı olduğu için ona bırakıyorum.

arzu hal, elv79 un sorularına açıklık getiren cümleler için teşekkürler.

Berceste dedi ki...

Bir arkadaşımın uyarması üzerine paylaşma ihtiyacı hissettiğim bir konuyu arzetmem gerekiyor.

Nice insan toplulukları Kuran'ın da ifadesiyle yaptıklarının sonucunda helak oldular. Kendilerine hak ve batılın ne olduğunu gösteren peygamberler geldiği halde onlar isyanlarına, azgınlıklarına devam ettiler.

Örneğin Lut kavmi... Ayetler ışığında belirtmek gerekirse :

Lut, kavmine dedi ki:
" Alemlerde, sizden önce hiç kimsenin yapmadığı 'fahşayı' (hayasızlığı) mı yapıyorsunuz? Gerçekten siz, kadınları bırakıp, şehvetle erkeklere mi yaklaşıyorsunuz? Doğrusu siz, 'müsrif'(haddi aşan) bir kavimsiniz."

Lut Kavmi'nin cevabı:
"Bunları, yurdunuzdan sürüp çıkarın, muhakkak bunlar, çokça temizlenen insanlardır." demekten başkası olmadı.

Bunun üzerine Biz, karısı dışında, (Lut'u) ve ailesini kurtardık; (karısı) ise, helake uğrayanlardan oldu. Ve onların üzerine, bir (azap) sağanağı yağdırdık. Bak! Mücrimlerin(suçluların) akıbeti nasılmış?

[ARAF(7)/80-84]

Herkesin farkettiği üzere burada Lut aleyhisselamın tavrı açık ve nettir. Uyarmıştır! Ve düzelmeyenler neticeye katlanmışlardır. Lut A.S.'ın kavmi bugünkü tabirle gay topluluğuydu. Şehvetlerinin kadınlara olması gerekirken (doğal olarak) onlar lut peygamberin ifadesiyle erkeklere meylettiler. Fıtratlarının dışına çıktılar, sınırı aştılar ve "azgın"lardan oldular. Peki burada peygamberin onları hoş gördüğünü söyleyebilir miyiz? Hayır. O, topluluğunu Allah'ın buyruklarıyla ikaz etti. O, düzelmeleri uğruna kalbi daralanlardandı. Yapması gereken Allah'ım emrini onlara iletmekti. İyiliği emretme, kötülükten men etme. Bu kadar basit bir gerçek.

Peki günümüze dönersek ne yapmalı?
Tecrit etme günümüzün uyarı yöntemlerinden birisidir.
Nitekim şu adresten tecrit etmenin Kuranî bir yöntem olduğunu ilgili sayfanın "b" maddesinde görebilirsiniz.

Tabi bu, uyarı yöntemlerinden sadece bir tanesi. Ayrıca bir tanesi olmakla birlikte günümüzde çok etkili bir yöntem olduğu da söylenebilir. Şöyle ki; düşününüz, gay olmak günümüzde bazı kesimlerce doğal karşılanıyor. Bu mesele dinen sarsıntılı, psikolojik olarak da sorunlu iken, kimsenin ses çıkarmaması durumunda kanıksanmaktadır. Günümüz biz müslümanlar, Filistin ve Irak başta olmak üzere diğer müslüman ülkelerdeki mazlum kardeşlerimiz için ne kadar göz yaşı dökmekteyiz? İtiraf edeyim, eskisi gibi Irak haberleri beni etkilemiyor. Gün be gün bitmeyen intihar saldırıları, onlarca insanın katledilişi, kan, gözyaşı! Defalarca sarsılan yürek artık uyuşuyor ve göremez hale geliyor. Konuya son olarak döneceğim, sözü uzattım biliyorum. Mesele uyanma meselesidir özde... Uyanma ve uyandırma! Önce kendini uyarma, sonra diğerlerini uyarma. Önce kendini tecrit etme, sonra diğerlerini. Hiç kimsenin hoş karşılamadığı, ayıpladığı davranışların o toplumda hayatını idame ettirebilmesi mümkün mü? Hırsızlıkta kol kesmenin hikmeti aynı zamanda toplum tarafından birer tecrit edilme metodu değil mi? Bu tecrit, ilgili kişinin sorununu düzeltmesine ilaç değil mi?

Çok uzadı. Sözü burada noktalıyorum. Dileyen okur, dileyen okumaz. Herkes sabretmek zorunda değil :)

Anlayışınız için teşekkürler.

Selamlar...

Aymen dedi ki...

berceste, çok somut örneklerle açıklamaların ve aydınlatmaların istifadeli açılımlara neden olacaktır muhakkak. Çok hassas düşünceler ve ölçücüklerle yaklaşımlar var bu konuya. Bu bakımdan bütün değerlendirmeleri dikkatli okumak ve birbirine karıştırmamak gerekir. Bu kişi ve kişiler zaten manen tecrit edilmiş durumdalar. Gerek toplum gerek aileleri tarafından. Günümüz toplumunda içiçe olduğumuz bu insanlar için toplu helak ve tecrit olmasını düşünmek ne kadar gerçekci? O halde vazifemiz ne olmalıdır? Gay olmak bir cinsel yönelimdir ve bunu kişi kendini kontrol ederek yönünü değiştirebilir yada zamanında müdahale belkide çözüm olabilir detaylı bilgim yok bu konuyla ilgilenmiyorumda. En başından itibaren bu konuyu tasvip etmediğimi ve bu kişilerle sizinde ilk yorumunuzdaki ifadenizde olduğu gibi ne şekilde iletişim kurulacağını ve mesafesini herkes kendi belirleyebilecektir.
teşekkürler

Berceste dedi ki...

Saygıdeğer Mobius,

Merhamet nedir?

Merhamet, dişiniz ağrıdığında benim size "ayy, çok üzülüyorum şu haline. tüh tüh, eyvah" dememde midir?

yoksa elime kerpeten ve uyuşturucuyu alıp bir an önce dişinizi çekip sizi rahatlatmamda mı?

Sanırım ben dahi birçoğumuzun kafasında kavramlar dört nala koşuyor. İlginç olanı farklı yönlere koşmaları.

Ben hoşgörü kavramının herkes için kullanılamayacağı kanaatindeyim. Bugün bu fikirdeyim. Eğer yarın daha iyisini bulursam bir önceki yorumumdaki gibi fikirlerimi düzeltir veya üzerine yenilerini eklerim. Çünkü gelişmek, ilerlemek, sürç-ü lisanlarımı affettirmek benim işim. Öyle de olmalı.

Hoşgörü derken yine bir önceki yorumumda belirttiğim üzere Lut A.S.'ı örnek verebilirim. Hem ceza Lut A.S. tarafından mı verildi yoksa Allah tarafından mı? Veyahut Allah zalim miydi de üzerlerine taş yağdırdı? Yoksa "Ahh canım kullarım. Siz azın ben sizi bağrıma basarım" mı demeliydi yüce Rab?

Hoşgörü?
Kim için?
Neden ve niçin?
Ne dozda ve ne kadar?

Eğer içinde düzelme potansiyelini barındıranlar varsa onların ellerinden tutmalı. Hoşgörü gösterip, onlara "tam anlamıyla" yardımcı olamayız. Gerçeği tatlı ve güzel bir lisanla anlatmalıyız...

Benim "herkese hoşgörü gösterilmez"deki ifademse insanların "anlayış seviyeleri"ne göre değişiyor.

Buradaki asıl niyetim şuydu. Benim sevdiğime dil uzatana -bu en başta Allah olur, sonra peygamber efendimiz olur veya dileyen dilediği sırayı getirebilir- karşı benim hoşgörüm yoktur. Ama aynı zamanda inançsızın önde gideni olupta bir kimse, fakirlere yardım ediyor, insanlara güler yüz gösteriyorsa onu, bu "insani değerlerden" ötürü hoşgörürüm. Hem de sonuna kadar... Ama dinen yine hoşgöremem. Çünkü Allah'a inanmayanı hoşgöremem. Sonra kendimi hoşgöremem... Fıtrat beni hoşgörmez...

Polemik olsun istemiyorum bu konu...

Herkesin fikri, zikri farklı elbette.
Akl-ı selim bir şekilde diyaloglarımızı devam ettirelim inşallah.

Başta siz Mobius ve diğer tüm yorum yazan arkadaşlara hürmetler, selamlar...

Berceste dedi ki...

ben teşekkür ederim saygıdeğer aymen...

selamlar, sevgiler...

ELV79 dedi ki...

Oncelikle Arzu-hal Hanim.Yapmis oldugunuz bilgilendirme icin Tesekkurederim.Insanlarin bilgilerini,fikirlerini dinlemyi ve ogrenmeyi seviyorum.Bu beni eksiltmiyor.Tamtersi belkide katkilari oluyor.
Aslinda bu konuyla ilgili konusmak istememistim.Yalniz yukarida yazilan yazilar cok can acitici.Simdi *Berceste*Sanirim beysiniz.Sizin uslubunuzu kullanarak bende diyorum ki;
Bayanlari doven.Aldatan,tecavuz eden,sarkintilik yapan,Kucucuk masumlara cinsel tacizde bulunan ve daha daha kotu boyutlarini uygalayin Cinsiyet ERKEKLER degil mi??Bende sizin duz mantiginizla hareket ederek diyorum ki;
Tum erkekleri bi meydana toplayalim.Uzerlerine benzin dokup yakalim.Dunya temizlenmis olsun boylelikle.Ne kadar can acitici degil mi?Bu genellemenin icinde benim dunyalara degisemeyecegim BABAM ve ABILERIM.erkek arkadaslarimda girmis oluyor.Onlara haksizlik etmis olmuyor mutyum??Ve siz ve sizinde sevdikleriniz.Lutfen agzimizdan cikan kelimelere dikkat edelim.

LUT kavmine gelince;Bu konuda alim degilim elbette ama dedigim gibi okumayi ve merak ettigim konulari arastirmayi seviyorum.Lut kavminin helak olma sebebini su sekilde acikliyorlar;
"Kuck cocuklara dahi ZORLA bakiniz bir daha soyluyorum ZORLA sahip olmaya calismis olmalarindan dolayi SAPKINLIK olarak adlandiriliyor.Ama bizim suan uzerinde konustugumuz arkadaslarimiz,kendi rizalari ile beraber oluyorlar.Birakalimda Yaradan'a herkes kendi hesap versin.

Arzu-hâl dedi ki...

Berceste tecrit etmekten bahsetmiş. Ben aslında bu düşüncenin karşısında değilim. Yanlış anlaşılmasın lütfen. Ama günümüzde neyi tecrit ediyoruz veya cezalandırıyoruz ki bunu yapalım?
Zina etmekte cezayı gerektirir şeriatta, hani nerde cezası?
Hırsızlıkta, içki içmekte...hepsi tecrit edilmeli ozaman. Madem şeriata uygun yaşayacaksak.

Aymen dedi ki...

Risale i nurda "bir gemide 99 cani 1 masum bile olsa o gemi batırılamaz" geçer. Ne büyük düstur.

Berceste dedi ki...

saygıdeğer elv79 ve mobius,

ikiniz de sanki benim şiddet yanlısı olduğumu, herşeyi kırıp dökmeyi savunduğumu ve meselemin gay bir adamdan dolayı çıktığını söylediğim ve izahımı bu meselenin üzerine bina ettiğim halde nereden bu anlamı çıkardığınızı gerçekten merak etmekteyim. Lütfen suizan yapmayınız. Ben tecrit etmeyi, herkesi yok edelim anlamında kullanmadım. Peygamberlerden ve islamın kurallarından örnekler verdim. Tecrit etmek, yok etmek demek değildir. Bilakis tecrit edilen insanın topluma tekrardan kazandırılmasıdır. Bu aynı zamanda psikolojik bir uygulamadır. İslami hayatta toplumun düzeni önemlidir. Dolayısıyla insan önemlidir. İnsan önemliyse tecrit neden helak etmek anlamına gelsin? Hırsızın kolu kesilmezse -ekmek, sabun ve açlık için, yani mecburi çalınanlar hariç- zevk için çalanlara hatasını nasıl farkettireceğiz? Örneğin geçenlerde evimizi soyan hırsız efendi aynı gün apartmanımızdaki farklı dairelere de girmiş ve bütün sokağa da -şahitlerden duyduğum kadarıyla- aynı hırsız "girmiştir". Bu hırsız nasıl iflah olacak peki?

Lütfen. Benim savunduğum konunun ne olduğunu iyi okuyunuz. Beni insanlara da yanlış lanse edip de hakkıma girmeyiniz.

Lütfen tartışmaya son verelim. Konudan uzaklaşıp birbirimize düşmeyelim. Dediğim üzere herkesin fikri kendine özgüdür. Ne var ki değerlendirmelerimizde birazcık olsun insaflı olalım.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

çilekli süt dedi ki...

Ota boka hahaha hihihi evet canım, evet şekerim diyenden hayır gelmeyeceğini en iyi ben bilirim. ne çektiysem öyleleri yüzünden çektim (zıvanadan çıkma babında söylüyorum. onun dışında bahsini ettiğim cinslerde pek akıl bulunmadığından bana pek zarar verebilmeleri de mümkün olamadı) haksızlık karşısında susandan da, yanlışı görüp düzeltmeyenden de nefret ederim ve öyle olmamaya çalışırım Allah'ın izniyle.

Bu arada ne oldu anlamadım açıkçası ama çok güzel bi özet geçmişsin

çilekli süt dedi ki...

Bu arada Arzu-Hal tebrik ederim can alıcı bir noktada yorum yapmışsınız

Evet bence de Mevlana'nın sözleri şuan ne yazık ki lastik gibi bir oraya bir buraya keyfe göre yorumlanıyor. Şu hiç bir zaman unutulmamalıdır ki; Mevlana bir müslüman evliyaydı ve hepimizden fazla ibadet etmekteydi. Her günahı işle gel sonra yine işlemeye devam et demiyor ki Mevlana hz.!!! Gel önceyi tövbe ile silsin Rab diyor!!! Yani Tövbe etki affolasın.. Bunu hiç düşünmez mi o her şeye eyvallah diyen o hoşgörü dolu(!) beyinler ve Mevlana hoşgörüsü bekleyenler.. Akıl erdirmek güç oluyor bazen, nefsin ve şeytanın bahanelerine..

MOBIUS dedi ki...

Berceste,

bakın ben sizin yorumunuza ek birşeyler yazmıştım.
Siz benim yorumumun üstüne 1 tane ortaya ve 1 tane de "Saygıdeğer Mobius" diye başlayan bir yorum girdiniz.
Sonra ben birşey yazdım mı? Hayır.

Ve sonra yine bir yorum daha. Bu sefer "saygıdeğer elv79 ve ve mobius"
Ben herhangi bir demiş miydim ki size? Hayır.

"Polemiğe girmek istemiyorum","lütfen tartışmaya son verelim" Bakın bunlar sizin cümleleriniz.

İyi misiniz, gaipten yazılar mı geliyor benden size?

Berceste dedi ki...

Ben de bundan sonra her gördüğüm "erkeğe" potansiyel "sapık" olarak görsem? Kimi erkeklere yumruk,kimilerine söz,kimilerine ise bakış ile "sen sapıksın benden uzak dur" mesajları versem?

Bu ifadenize binaen söyledim. Yanlış anladıysam kusura bakmayın.

Selamlar.

ELV79 dedi ki...

Sayin Berceste;
Sizin hakkiniza falan girmek gibi bi amacimiz yok.(miz)diyorum cunku Mobius'ta bunu yapacak biri degil.Olsa dahi kendisine asla laf soyletmem.Sinirini bilen nadir insanlardan biridir kendisi.Neyse;Okuyunuz bakalim,sizin inandiginiz dogrulari sizin yaptiginiz sekilde can acitacak sekilde aciklama yapmismiyiz.Insanlarin yasayis tarzini yargilama hakkini kendinizde hak goruyorsunuz ya iste ben buna dayanamiyorum.Bu hakki size kim veriyor.Kuran mi/Biz okuma -yazma bilmiyor muyuz?Bizde biliyoruz icinde yazilanlari.Ve hani dogrularimiz dediginiz dogrularin dogru oldugunuda kim soyledi size.Herkesin kendi dogrulari var.Ben diyorum ki:ZORLA yapilan herseye bende karsiyim.Ama iki kisinin karsilikli rizasi varsa,birakin,dokunmayinda herkes kendi hesabini kendi versin.
Sizi blog alemine KOTU gostermek gibi bi amacim yok,emin olun olmazda.

MOBIUS dedi ki...

Berceste,

evet haklısınız bunlar benim cümlelerim -de, siz zaten bu cümlelerin üzerine "1" yorum yapmıştınız. Yani demek istediğim ben konuyu "kapattım" sizin yorumunuzdan sonra. Durup durup isim vererek irdeleyecek miyiz yazdığımız şeyleri şimdi? Yo, bence gereği yok.

Ben sizin "hoşgörülemezler" sınıfınızdanım Berceste.Üstüne gitmedim konunun bakın,birşey yazmadım.Sizin görüşünüz belli, benim görüşüm bariz.Uzayıp gider bu mevzu, ortak nokta bulunmaz.

Siz "tartışma" kelimesini, Elv79 "sinir" kelimesini kullanmış. İkisine de gerek yok.

Konudan uzaklaşmaktan ziyade bir işe yaramaz konuştuklarımız ve konuşacaklarımız.

Bana hitaben artık bu başlık altında birşeyler yazmazsanız sevinirim. Çünkü ben çoktan noktayı koymuştum. Bakınız; . (nokta)

Hayırlı Kandiller,hoşgörü sizinle olsum her daim.

semra mutfakta dedi ki...

Hayırlı kandıller.Bu gece dualarınızın kabul,ibadetlerinizin makbul olmasını dilerim.

ivriz dedi ki...

aymen,ben de bahsettiğiniz gibi anlıyorum zaten.günah bir şey hoş görülmez elbette.
postunuzda konunuzu yeterince açık anlattığınız için üstüne yorum yapmak gereği duymayıp mevlana yı hatırladım ve bunu belirtmek istedim.

kadir gecenizi tebrik ederim.

MoonSun dedi ki...

Sevgili Aymen,

Sabirla, insani bir uslupla ne guzel aciklamissin... Keske su mubarek gunlerde bu tur tatsiz seyler yasmasak...

Sevgiler gnderiyorum sana :)

ilham perisi dedi ki...

Yorumların hepsini okuacak kadar sabır ve tahammlüm yoktu şu anda.O yüzden yazını okuyup fikrimi belirtebilirim sadece..

Son zamanlarda gay arkadaşlarımıza ait blogları sıkça görmeye başladım ve bana enteresan gelen tarafıda bir erkeğin diğer bir erkeğe duyduğu aşkı tasvip edip o kişilerin bloğuna yorum bırakılması..şimdi ben kendi fikirlerimden bahsediyorsam bu insanlara karşı tasvip insiyatimi asla kullanamayacağım .çünkü bı Allahın reddettiği birşey en başta .fıtrata ters bir olay..nasıl onaylanabilirki.

ama tavır olarak bu seçim kişilere aiittir deyip kendi hallerine bırakırım yani gidip aşağılamam , ve yapılan kötü işi onaylayacak yorumda bırakmam en azından..ama hakarette edemem.kendi iradesiyle yaptığı bir seçimdir bu..
Ben gay olmamın fıtrattan olduğunu düşünmüyorum.ya yetiştirilme tarzı yada kişideki saplınlık sonucu oluşan birşey bu..ama çırpınıp tedavi olup bundan kurtulamaynalra söz edemem.fakat bilerek isteyerek bir erkeğe aşk besleyip beraber olup,hatta evlenmeyi düşünüyorsa sonuna kadar kızarım ve redderim ..sen açık yazmamışsın aymen benim yorum biraz net oldu yazına göre..
şimdi sonuç olarak ne bloglarına gidip yorumlarım onaylarım nede hakaret ederim allah kurtulmayı nasip etsin ..asıl önemli konu bu kişilerin ehm dünya hemde ahiretlerini mahvetmeleridir.bizim fikirlerimiz hikaye..hayatları mahvolan onlardır geriside boştur...

[ fiкяiмiи iиcє güℓü ] dedi ki...

Her insan yaptıklarından kendi sorumludur. Yanlışın doğrunun ayırtında olabilecek yaşta ve olgunluktaki insanlara bizim söyleyecek birşeyimiz yoktur elbet. Onları senin söylediğin anlamda dışlamak, kapıya gelmiş misafiri geri yollamakla eş değerdir benim gözümde. Ve buna ne örfümüz, ne dinimiz, ne de insanlığımız elverir. Bu benim görüşümdür ve elbet beni bağlar. Senin hoşgörüden neyi kastettiğini anlıyor ve tamamen katılıyorum. Güzel yüreğin dert görmesin. Rabbimin yarattığını, onun merhamet etme ihtimali varken, bizim hor görmemiz tamamen cahillik ve kibirdir.

sevgilerimle...