13 Haziran 2008 Cuma

ISPARTA-BARLA-EĞİRDİR

Tatil ikiye ayrılır lugatimde. Birincisi , yere paralel halde, zaman zaman ıslanılıp, güneş altında kavrularak, bol bol yiyip içilen tatil, ikincisi gezelim görelim tadında, tabanların yorgunluktan sızım sızım sızladığı tatil. Kimi zaman birinci gruba, kimi zaman ikinci gruba, kimi zamanda her ikisine dahil olarak yaptığım tatil türleride mevcuttur portföyümde. Tercihim çoğunlukla ikinci gruba dahil olmaktır. Post, ikinci grup tatil türündedir, baştan belirteyim kum, kumsal, deniz, güneş ve şezlong görmek isteyenler beklenti halinde olmasınlar:)
Bahar mevsimi, aylardan Mayıs. Heidi misali kırlarda bayırlarda koşuşturan, kuzucuklarla coşan insan modunda bir haftalık köy, dağ, göl, dinlenme, detoks, tatil adı her ne ise.. .
Başka tanımla, yemyeşil dağlar tepeler, yayılan kuzucuklar, inekler, atlar, köpekler, çiçekler, böcekler arasında dağlar kızı Heidi....
Ulaşım aracı; tıngırdayan, zangırdayan bir otobüs. Hedef, Isparta oradan köy garajı, ikinci hedef Barla nahiyesi. Konaklama mekanı, otel. Isparta-Barla mesafesi 1 saat süren dik ve virajlı, göl manzarası izlenen bir yol. Konaklama mekanı, göl manzaralı, tepelerin yeşili, gölün mavisi ve gökyüzünün beyaz bulutlarının izlendiği nefis bir hengame.Isparta'da hava güneşli olsada, tepede zaman zaman sağnak yağmur vardı. Soğuğun iliklere işlediği anlarda kaloriferler imdada koştu.
Fırsat bu fırsat sütü pek nefistir düşüncesiyle köylülerden kahvaltı için gelen sütü içemedim. Çok mu doğal geldi yoksa sütte bi problem mi vardı anlayamadım. Yoğurt hakeza aynı şekilde.
Kuzucukları birbirine bağlamışlar, ikizler gibi biri nereye öteki oraya. Birbirlerini kaybetmesinler diye çözüm üretilmiş olmalı. Birlikte kaçma ihtimalleri düşünülmemiş olsa gerek.
Kedi kediye benzermiş :)) Tiger'ın biraz balık etli olanına rastladım konakladığımız yerde. Renkler aynı, ifade farklı. Çok acılar çekmişe benziyor suratı. Soğuk almış hırlıyor ve öksürüyor zavallıcık. Pek ihtiyacı yok gibi görünsede öğünlerimi onla paylaşmayı tercih ettim. Kahvaltıda peynir, sucuk, yemeklerde tavuk eti, kırmızı et ve göl balığı yedi bol bol.
Konakladığımız mekan köye yürüyerek yirmi dk mesafede. Keşif zamanı;Şehire ulaşım artık kolaylaştığından gençler şehire yerleşmiş, köyde çoğunlukla yaşlılar kalmış. Evler yenilenmemiş, doğallığı muhafaza olmuş.
Mor menekşeye benzeyen çiçekleryolları bürümüş gözlere ziyafet sunuyorlar.
O kadar saf, o kadar nezih bir belde ki, satıcı tezgahını başıboş bırakmış üzerine not bırakmakta bir beis gözetmeden terketmiş.
Badem tezgahı açan teyze "alıveriseniz, gırıveririm size" diye seslenirken. Kilosu 5 YTL.
Müfessir Beziüzzaman Said Nursi'nin düşünce suçlusu olarak, zamanın istibdadıyla sürüldüğü, o zamanlarda yolu izi olmayan mahrumiyet beldesi Barla, şimdilerde cıvıl cıvıl. Isparta'da rastlanılan pespembe gül mamülleri bu sokağıda bürümüş.
Teyzelerden biri objektife, çekin gaari hadi bakem, diye poz verirken :)
Buradaki yaşlılar inanılmaz sevimli. "Yine gelin gullerim, yine gelin" diyen mutlu nur yüzlü dede.

ISPARTA-SDÜ
Isparta'ya sabah inip geciken diplomamı aldığımdan daha önce bahsetmiştim. Kampüste bahar şenlikleri, mezuniyet kutlamaları gırla gidiyordu.
Merkeze inip şehri 12 yıl sonra görmenin hazzıyla hayretle izledim. Hızlı değişimine şaşırdım. Diploma elimde zaman tünelinden geçmişcesine etrafa bakınıyordum. Su gibi akıp giden zamanın acısını soslu mısır yiyerek dindirmeye çalıştım:) Üniversitenin amblemi ile ceketim arsındaki renk uyumunuda şimdi farkettim:)
Akşam köy otobüsü vaktine kadar şehirde oyalandım, dolaştım, düşündüm, sevindim, üzüldüm, yoruldum,bütün duygularım birbirine karıştı altüst oldum.
Barla'ya dönerken gelinciklerle bezenmiş yol kenarlarına daldım. Güller henüz açmamıştı ama gelincikler gözümü doyurmaya yetti. Yol arkadaşım İnci, Barla yolundaki köyünde indi ve buralı olmadığımı öğrenince ısrarla köye beklediğini ve misafir etmek istediğini tekrar tekrar içtenlikle söyledi. Heidi olmadığımı asıl Heidi'nin İnci olduğunu o an anladım. Masum anadolunun masum insanı.

DAĞLAR
Davraz Kayak Merkezi'ninde bulunduğu Davraz Dağı nın en uç noktası 2635 metredir. Nisan ortalarına kadar kayak yapılabilen Davraz Dağı tepesinde kar kolay kolay eksik olmaz. Öğrencilik dönemimde Davras Dağı odamın penceresinde bütün haşmetiyle görünürdü de seyrine doyamazdım.
Bu dağ Davraz değil Barla Dağı.
Zirvede hava soğuk, uçurumlar keskin, oksijen bol, manzara hayretengiz, bedenler yorgun...

Cesur bir yöre insanı kitap okumak için tefekkürun en yoğun hissedileceği en uç noktaya tünemeyi tercih etmiş.
EĞİRDİR
Eğirdir'e uğramadan dönmek olmaz. Isparta'nın turistik ilçesi Eğirdir Türkiye'nin 4. büyük gölüne sahip. Gölde iki küçük ada var ve bu adalar kara yoluyla Eğirdir'e birleştirilmiş.
Eğirdir'i görebileceğiniz en güzel tepe. Resim için mola verdiğimizde bir göl olmaktan ziyade denizi andıran Eğirdir Gölü.
Özellikle öğrencilerin Isparta'dan uzaklaşıp nezih bir haftasonlarını geçirilebilecek en yakın ve ekonomik mekan Eğirdir gölü. En azından ben öyle yapıyordum:)

Eğirdir kıyısında kiraladığınız bir tekne ile adaları gezebiliyorsunuz. Fiyatlar çok uygun.
Tekne gezintisine eşlik eden misafirperver ördekler.
Eğirdir'de Komando Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı ve ülke çapında ün yapmış Kemik Hastalıkları Hastanesi'de var.
Uçurumdaki gelincik...

Eğirdir Gölü kıyısında kökleri dışarıda yıllanmış çınarlar...
Birinci tür yani yere paralel tatili yeniden düşünmeye başladım :)

19 yorum:

Dr.Can dedi ki...

Gezdiğiniz yerleri o kadar güzel (resimler ayrı bi güzellik katmış) anlatmışsınız ki gitmiş kadar olduğumuz gibi, gitme isteğimiz daha bi arttı..
Teşekkürler

umar dedi ki...

Benim yurdum ve yurdumun saf ve insancıl köylüleri çok içten.Gezmek,görmek,anlatmak için güzel bir bahane olmuş diploma meselesi.

İnsanın yıllar önce eğitim için geldiği ve farkına varamadığı güzellikleri yıllar sonra keşfetmesi de ayrı bir hayat törpülenmesi.Hepimiz yaşıyoruz zaman zaman.

Resimler güzellikleri gözler önüne çok güzel sermiş ve doğamızın,köylülerimizin o samimi özelliklerini ortaya çıkarmış.Elma tezgahı önünde yazan yazı çok hoşuma gitti.Ne kadar içten ve doğal.

Çok iyi yapmışsın canım.Süperdi açıkçası resimlere bakmak ve hissettiklerini dinlemek.

yass dedi ki...

bu dedelerın takkelerıne bayılıyorum.. dedelere yaslı nınelere ayrıca bayılıyorum tabı..boyle ınsanın sarılası, ordan uzaklasmadan kalası gelıyor..

bu arada o agaca tuneyen adam ne dusunuyordu acaba:)

işte gezı budur..

semra mutfakta dedi ki...

gerçekten görülesi yerler değilmi?memleketin her yeri ayrı bir güzel zaten.ancak nedendir bilmem en azından kendi adıma söylüyorum;adı duyulan yerler haricini pek merak etmiyoruz,ısparta buna güzel bir örnek olmuş.ayağına sağlık sen gez de bizde görelim değilmi:)öptüm cnm.

LAVANTİN dedi ki...

Aymen, yazılarını okurken her yazdığına kendimce cevaplar veriyorum veya fikir beyan ediyorum.:) Ama elbette yazacağım yorum hem sınırlı olmak zorunda hem de parmaklarımın da bir kapasitesi var.:)
Yani sen gezi notlarını anlatırken ben ne yazacağını bilemeyen şaşkına dönüyorum. Ama resimler ve anlatımın her zamanki gibi insanı sarmalıyor.
Muhabbetle...

antepası dedi ki...

Canım arkadaşım hep görmediğim yerleri anlatıyorsun.Benimde okumak ve resimlere bakmak hoşuma gidiyor.Aşağıdaki lalelerede bayıldım

Aymen dedi ki...

dr can, düşünceleriniz için teşekkürler.

umar, doğru tespit, yıllar sonra başka bir açıdan bakmak ve neden farkedememişim dediğim çok şey oldu. Akıl biraz da yaşta galiba.

yass, yaşlıları bende çok severim hele de yumuşak huylu olanlarına :) iç anadoluda insanlar havasındanmıdır suyundanmıdır daha farklı oluyorlar. Batının stresi yok doğunun güç koşulları yok ortayı tutturmuşlar.

semra mutfakta, bloglarda rastladığım adı duyulmuş ama kimsenin gezi amaçlı düşünmediği yerlere gidenler gezenler anlatanlar var bu çok hoşuma gidiyordu. Ben de sana bu hissi verdirdiysem memnun olurum.

Lavantin, yorumda limit düşünme sana sınırsız:) Seni sarıp sarmalaması çoğu şeye aynı pencereden baktığımızı gösterir ne güzel.

Antepaşı, Ülkemizin her köşesi birbirinden farklı ve görülmeye değer. Sizlere yansıtmak benimde hoşuma gidiyor. Teşekkürler.

Arzu-hâl dedi ki...

Beni araba tuttuğundan uzak yollara gelemiyorum. Yürümeyi daha çok severdim. -dim diyorum çünkü nedense son zamanlarda biraz halsizlik var bende. Çok fazla yürümek de beni yormaya başladı. Evden dışarı çıkmak gelmiyor içimden. Aymen'in bloğu sayesinde geziyorum.

Enteresan fotoğraflar çekmişsin. Özellikle şu ağacın üzerideki cesur vatandaş dikkatimi çekti. Konsantrasyonu çok güçlü olmalı. Ben olsam orada aşağı düşmekten başka bir şey düşünemezdim doğrusu.

ayca dedi ki...

Aymencim resimlere bayıldım harika yerlermiş doğrusu... imrendim...tatil konusunda aynı fikirdeyiz...

tugce dedi ki...

Çok güzel resimler çekmişsin...tam benlik yerlermiş... tatil dendimi en önde ben giderim...:))))

Yalnız agacın üstündeki adama hayret ettim, ne kadar ilginç bir görüntü. nasıl yakaladın o kareyi tebrikler....
hayırlı pazarlar canım...

tugce dedi ki...

Çok güzel resimler çekmişsin...tam benlik yerlermiş... tatil dendimi en önde ben giderim...:))))

Yalnız agacın üstündeki adama hayret ettim, ne kadar ilginç bir görüntü. nasıl yakaladın o kareyi tebrikler....
hayırlı pazarlar canım...

SERAP UZUN dedi ki...

Manzara cok güzel anlatilacak gibi degil,ama ben o ucurumdan korktum.ben gitmis olsam cocukari cikarmam herhalde simdiden senaryoyu yazdim bile.:)
Ülkemin heryeri cok güzel ve gezilmeye deger.Harika görüntüler yakalmisin,hele teyzeler o agactaki amca:):):)
Daha resim varmi?merakla bekliyorum.
sevgilerimle Aymencigim.

ivriz dedi ki...

ben yine şişindim burada,nitekim Akdeniz:))

tamam fazla abattım(aslında bana göre hiç abatmadım ama başkaları sıkılmış olabilir diye) bu akdenizliliği:))

şu elma tezgahı benim de çok hoşuma gitti,ne güzel yahu.umarım anadolumuzun bu güzel insanları hiç bir zaman bozulmaz.ben bir anadoluluyum,asyalıyım demekten her zaman gurur duydum zaten.

içimden geldiği gibi dedi ki...

ÇOK DUYGULANDIM...5 YILIM ISPARTA'DA GEÇTİ...ÖĞRENCİLİK YILLARIMIN EN GÜZEL HATIRALARINI RESİMLERLE ANLATMANIZ VAYYY BENDE BURDAN GEÇMİŞTİM DEMEK GERÇEKTEN GÜZELDİ...

Aymen dedi ki...

arzu hal, demek ki sana masrafsız yolsuz enerji bile yaptırmadan tatil yaptırıyorum :)

ayca, teşekkürler.

tuğçe, ağacın üzerine çıkmak ayrı bir marifet bir diğer yönü tamamen aşağısının uçurum olması hemde metrelerce.

serap, daha çok resim var ama buraya resim eklemek çok vakit alıyor malesef.

ivriz, bu tezgahtaki güven öykülerini hep tarihimizin bi yerlerinde gömülü zannederdik. Şimdilerde buna rastlayabilmek gerçekten çok hayret verici.

içimden geldiği gibi, üzerinden uzun yıllar geçipte gitmek daha başka bir duyguymuş meğer. Kendimi yedi uyuyanların şehri keşfetme duygusunun benzerini hissettim.

zehra dedi ki...

ne güzelmş oralar
resimlere bayıldım superler
bak sımdı sana cok ımrendım ne guzel gezıyorsun bende ıstıyorum gıdıp gezmek :))
___________
mutlu başarı dolu sevgi dolu bir hafta diliyorum

çilekli süt dedi ki...

Resimler yine harika canım ya süpersin Eğirdir gölü ve çevresi de ne kadar güzelmiş böyle aman yarabbim ülkemizde daha ne güzellikler var kimbilir de biz bilmiyoruz..

Bu arada içemedim dediğin sütü ben de içemezdim çünkü çok ağır oluyor biliyorum hele kaynatılırken çıkan kokusunu hatırlamak bile istemiyorum ): Alıştık biz tabi pastörize kutu sütlere lıkır lıkır :)) Bu arada ordaki amca ne sevimliymiş öyle ya hele o "siz alıverin ben gırarım" diyen badem satan teyze :)) Ne mütevazi bir yer ya arada İstanbul'dan kopup gidebilsem keşke öyle yerlerin havasını soluyabilsem..

Kedicikle öğünlerini paylaşmanı da takdir ettim doğrusu ;)

Sevgiler..

meleginmarifetleri dedi ki...

Canımcım.
Resimler harika memleketimiz daha harika ellerine ayaklarına sağlık.
burayada bekliyorum seni canım öptüm bay.
Beni yol arkadaşı kabul etmene sevindim:) kurabiyeler benden..

Adsız dedi ki...

bende dün gezdim gerçekten anlatılamayacak kadar güzel