5 Nisan 2008 Cumartesi

NEMRUT DAĞI - NEMRUT' UN KIZI

Güneşin doğuşunun ve batışının en güzel izlendiği yerin Nemrut Dağı olduğunu duymuşuzdur. Güneşin doğuşunu, batışını evimizden de izliyoruz gerek varmı taaaaaa 2150 metre tırmanmaya diye düşünenlere değil bu post :)))
Onlar şimdiden sayfayı terkedebilirler :) Gezi tutkunlarının, doğa aşıklarının ve tarihsel dokuya merakı olanların ilgisini çekeceğinden eminim. 2 yıl kadar önce yaptığım Nemrut gezisine dair fotoğraflar ve bilgiler göreceksiniz bu defa ki seyahat günlüğümde. Tatil planlarını doğuya yapanlar için fikir verebilir. Zira Güneydoğuya yolu düşenler için görülesi bir yer Nemrut Dağı.
Nemrut dağı eteğindeeeeeee, yok böyle değildi galiba, Nemrut'un kızı, yandırdı bizi, çarptı sillesini felek misaliiii... evet şimdi oldu:))
Nemrut Dağı, Adıyaman merkeze yaklaşık 90 km uzaklıkta ve 2150 metre yüksekliğinde. Ayrıca Nemrut, UNESCO dünya kültür mirasında yerini almış bile, kaçımızın haberi var.
Kendi araçlarıyla tırmanmak isteyenler için izlenmesi gereken farklı bir yol var fakat ben ve arkadaşlarım Adıyaman merkezden gece saat 01:00’de hareket eden bir tur aracıyla tırmandık. Güneşin batışını da, doğuşunu da seyretmek mümkün, bizim tercihimiz buraya kadar gelmişken doğuşunu seyretmek oldu. Eee manzara bu kadar ihtişamlı olmasa idi koskoca Kommagene Kralı I. Antiochos buraya bu kadar emek vermezdi herhalde :) Yol epeyce dik ve ürkütücüydü. Keskin virajlar, yolun darlığı ve dikliği, gecenin karanlığı, yolun bazı kısımlarının taş parke döşeli olması 80-90 km olan yolu, tam 3 katından fazla sürede almamıza neden olmuştu. Bizim araçtaki tur milletinin tamamı Türk olsa da, mola verdiğimiz bir dağ tesisinde gördük ki Japon kardeşlerimiz bizden daha fazla sayıdaydı. Zirvede kesinlikle kanaat getirdik ki buraya zahmet edip gelenler çoğunlukla yabancı turistlerdi :) üstelik seyir yerinde taş oturaklarda yer bulabilmek için bir Japon kardeşimizin homur homur (muhtemelen küfrediyordu) homurdanması eşliğinde yer kapıverdik. Nirelerden nirelerden gelmişte o yükseklikte bizi kendi memleketimize sığdırmıyo çitlembik :)
Araç zirveye kadar çıkmıyor, bir noktada kalıyor ve kalan mesafeyi kendimiz tırmanıyoruz. Tercih edenler için eşek ve at kiralayarak tırmanma imkanıda var.Bu kadar yükseklikte, dev taş heykellerin ne işi var, işleri mi yokmuş koca koca kafaları oturtmuşlar, bu adamlar kim ola ki, başka yer mi bulamamışlar da 2150 metrede dikiliyorlar:))) diye benim gibi meraklılar için açıklayıcı bilgi aynen şöyle;Yani, M.Ö. 69-36 yıllarında hükümdarlık yapmış olan Kommagene Kralı I. Antiochos'un tanrıları ve atalarına minnettarlığını göstermek için yaptırmış bu mezarı ve anıtsal heykelleri. Helenistik Dönemin en görkemli kalıntılarından birisi diye geçiyor. Yunanlıların bir parmağı olduğunu tahmin etmeliydim :)

Anıtsal heykeller doğu, batı ve kuzey teraslarına yayılmış. Doğu terası, kutsal merkez ve bu nedenle en önemli heykel ve mimari kalıntılar burada bulunuyor. İyi korunmuş durumdaki dev heykeller kireçtaşı bloklarından yapılmış ve 8-10 m. yükseklikteler.

Heykelerin üzerindeki yazılara göre Apollon (Güneş Tanrısı), Fortuna(Bereket Tanrısı), Zeus(Baş Tanrısı), Herakles (Kudret Tanrısı), Kommangene'nin ilk kralı I. Antiokhos. Heykellerin yanında bir kartal ve arslan heykeli var onlarda kudret simgesi olarak yerleştirilmiş. Allah akıl versin:) taşlardan medet ummuşlar. Yalnız, güneş ışığının heykellere yansıdığında kızıl renge bürünmesi görülmeye değerdi.

Heykeller, anıt mezarlar, tümülüsler, krallar hatta Kommangene devleti bir yana, şahit olduğum muhteşem gün doğumu (fotoğraf kareleri profesyonel çekim olmadığından burada gerçeği o kadar yansıtmasa da) görülmeye değerdi. Güneşi gökyüzünden değil, aşağılardan biryerden doğuyor görmek ayrıca ilginçti.
Nemrut'a tırmanmayı planlayanlar için yanlarına almayı eksik etmemeleri gereken en önemli üç şey; camera, rahat bir ayakkabı ve kalın giysiler. Şehir merkezinde sıcaktan buharlaşma tehlikesi geçirilse de, burada durum tamamen değişiyor ve tırmandıkça hava buz kesiyor.


Tümülüsün etrafını
dolaşılıp araçlara doğru yol aldığımız da güneşin doğuşuyla etraf aydınlanmıştı ve muhteşem manzara eşliğinde gezi programına devam ettik. Program; Arsameia, Yeni Kale, Cendere Köprüsü ve Karakuş Tümülüsü gezisini de içine aldığından, büyük tur denilen tur, yaklaşık 5-6 saat sürdü.






Resimleri kırpa kırpa

ancak bu kadar ayırabildim. Umarım yeterince fikir vermiştir :) Sol ve sağ olmak üzere iki parçaya ayrılmış bu resimlerin orta parçasında ben vardım. Yok, öyle merak edilecek bişey yok. Sırt çantasını yüklenmiş, Japon kardeşlerin yanında Gülüver'in seyehatleri pozisyonunda yer alan yerli turist ben :) Gezi ekibinde Tiger yoktu. Ben, o ve diğeri, toplam 3 kişi :)






Cendere Köprüsü

22 yorum:

umar dedi ki...

Gezi günlüğü yazmak çok keyifli ve benim çıplak ayaklı aylaklık günlerim başlıklı 9 bölümlük bir yazı dizim bekliyor eklenmeyi.Assos gezisi öncesi ve sonrası tüm detayların anlatıldığı ve resimlerin bol olduğu bir gezi yazı dizisi.

Çok imrendim açıkçası ve güneşin doğuşunu seyreder gibi oldum kısmen.Bir kaç gün kalmak iyice hissederek dolaşmak isterdim.

Kesinlikle gitmem görmem lazım.İshak paşa sarayını ve sürmene manastırını da çok merak ediyorum.Bakalım ne zamana kısmet olucak.

ayca dedi ki...

Aymencimmmm ne kadar harika bir gezi olmuş, imrendim doğrusu...
gidip gezmeyi çok isterim...
bende çok meraklıyım böyle tarihi eserlere...imkan bulursam gidecegim..
sayende biraz bilgi edinmiş oldum...
paylaşımın için teşekkürler...

tugce dedi ki...

Benim en çok dikkatimi çekenler heykeller oldu, birde güneşin doğuşunu harika bir şekilde fotograflamışsın...bende gidip görmeyi çok isterdim, gezi seyehat tam benlik...:)))
sevgiler....

ilham perisi dedi ki...

Bensiz gittin diye dusmedinmi sen.Yuvarlanmadinmi asagilara.Ayni sehirdeyiz ayol insan kapimi calar.(gerci o zaman ben varmiydimki):)))

Neyse harika ve yorucu bir gezi olmus anlasilan.Ama yine keyiflendim okurken.Bir de kiskandim,bir de bilgilendim.E de hadi itiraf.com 'a dondum

Desertwind dedi ki...

Sen sansliymis heykelleri gormussun, benim gittigim sene (1999)deli kis olmustu ve Nisan'da gittigimizde butun heykeller karin altinda kalmisti.Bi de National geografic'den bir yazar, adam tutmus bi kac heykeli karin altindan cikarmisti , ben actiklari yere bastim diye deli gibi azarlamisti adam.Ulen benim ulkeme gelip beni mi kovaliyon diye de sinirlenmistim.

Offf , ruzgari ne hasindir oranin, hic bu kadar usudugumu hatirlamiyorum:)

Iyi ki yazmissin bu yaziyi , gordugun uzere bende dokuldum:))

Aymen dedi ki...

Umar, yazı dizini merakla bekliyorum. Aslında doğu ve güney anadolu tam bir eski medeniyetler deposu. Gaziantep te zeugma var mesela, henüz gitmedim planlarımın arasında.

Ayça, teşekküler. kesinlikle gitmeni tavsiye ederim, pişman olmazsın.

Tuğçe, güneşin doğuşunu saniye saniye görüntülemekten neredeyse iyi seyredemedim. Heykellere yansıyışı hayret ve ibret verici tabi.

İlham perisi, o zamanlar aynı şehri paylaşmıyorduk senle. Ben buralara henüz göç etmemiştim, üstelik blog ta açmamıştım. Kısmet işte bensiz gideceksin:) senin gibi sanatçı ruhlu insanlar için güzel ilham vesilesi olur.

Nalan, Çok üzücü oraya kadar gidip kar altında bulmak heykelleri. Kar manzarası da bir başka keyif olmalı yalnız. Adamlara sinirleniyoruz ama onlar bizden daha meraklı tarihi kalıntılara valla.
Resmen ayazda donmuşsun sen ya, o yükseklikte soğuğun şiddetini düşünemiyorum bile. Aslında sende gezi yazılarını blogta katagoriye alsan hiç fena olmaz.

Arzu-hâl dedi ki...

Bende bazı fotoğrafları koymak istiyorum bloğuma ama orayı kes burayı kes, manzara diye birşey kalmıyor. Bencil bencil kendimizi çekmişiz. Ozamanlar makinamız biraz fakirdi. Hafızası az olduğundan, ee insanlarda da bencillik olduğundan böyle olmuş.

antepası dedi ki...

Arkadaşım yeni blog adresim http://antepasi.blogspot.com/dur.Diğer adresim kayıtlı ise silip bu adresi girersen memnun olurum.Eski adresime girip hırsızlara prim yaptırmayım.Yeni bolgumla artık sizlerin arasındayım. FULYA

fikriminincegülü dedi ki...

Dün gündüz yazını okudum. Akşam da Ayıntab'ın Gaziantep oluşuyla ilgili bir ödev hazırladık oğlumla. Bil bakalım sürekli hangi türküyü söyleyip durdum???:))

O Caponlar bizden daha çok biliyorlar memleketimizi ya ona gıcık oluyorum. Bir de taşa oturacakmış ba ba ba ba ba...:))

LAVANTİN dedi ki...

Ne güzel yerler. Gidip görmeyişime mi yanayım, gitme ihtimalimin az olmasına mı? Ama yine de görmesemde güzel anlatımın için teşekkür ederim.
Muhabbetle...

antepası dedi ki...

Canım yorum olarak geldi.Blogger'in işaretini koymuşlar.Metmni okudun zaten.Kardeşim gir üye ol deyince girdim.Şifrem yanlızca rakamlardan oluşuyordu.Ama doğum tarihim değildi.Lütfen başka sormak istediğin birşey olursa zevkle cevaplarım.

Aymen dedi ki...

Arzu hal, ben gittiğim yerlerde çoğunlukla doğa resmi çekerim bu defa hafızaında dolu olmasından çok çeşitli kareler alamamıştım. Sadece nemrut gezisine has resim kısıtım var neyse ki:)

Antepaşı Fulya, İnternet özele saldırı ve hırsızlık konusunda bir numaralı araç haline geldi malesef. Birinin evine girip hırsızlık yapmakla hiç bir farkı yok manen oysaki. Çok geçmiş olsun. İnş bir daha karşılaşmazsın böyle bir hadiseyle. Yeni blogunu ekledim ve diğerini listemden sildim. Blogundaki bilgilendirmen çok iyi olmuş.

fikriminincegülü, Antep in hamamları? Nemrut dağı? :))))) Şekerim o taş seyirciler için hazırlanmış oturaklardan oluşuyor. Aman ayakta kalma, Allasen el sıkışıverelim mantığı sadece biz Türklerde var anladım:)

Lavantin, gidip görme ihtimalim az deme bence imkansız hiç bir şey yoktur. Hayatımızdaki kaç şeyi planlı yapıyoruz ki, sen Almanya da yaşayacağını planlamışmıydın mesela. Yeni bir Antep deyimi öğrendim bugün ve çok güldüm, tam bu konuya göre; " yazıcı kalemi çalmalı ki" yani Allah dilemeli ki yada kader de olmalı ki anlamındaymış :)))) ne güldüm yahu.

meleginmarifetleri dedi ki...

Aymenim canım bitanem neden kırptınki resimleri senide görmüş olurduk kaçma bizden kuzum.
Vallahi çok şanslısın vesselam böyle güzellikleri görmüşsün sana imreniyorum.
O ne manzara öyle dedikleri kadar varmış dimi.
ellerine makinana sağlık tabiiki ayaklarıda unutmamak gerek.
Sevgiler öpüyorum bayy

Adsız dedi ki...

helloo...:))
umarim bu sefer olur..

en buyuk istegim benimde..
nemruta cikmak..
gunes falan batirmiycam....:))
cunku aman dediler colde gunes batirin harikadir....
denedim...yani...iste...
gunes batiyor...heryerde hos bence...:))
ama benim derdim...nemrutunda beni gormesi...:)))

kolay gele...
badkitty

Aymen dedi ki...

melek, kaçtığım yok kuzum, bi gün o da olur. Şanslımıyım şey bennn bilmem ki neden olmasın...

badkitty, oldu işte, olamama sorununu merak ettim yinede.
En büyük isteğin Nemrut a çıkmaksa çok bişey sayılmazmış canım. Alıyolar bırakıyolar tepeye seni işte bu kadar:)) Nemrut un seni görmesi meselesi önemli tabi. Beni gördü bi de seni görsün bakalım :))

yass dedi ki...

aymennnmmm, daha onceden okudum ama yazamamıstım..ben de turkıyenın bayagı bır bolgesını gezdım ama ıste burayı gormedım.. urkutucu geldı bana..ben bıraz yok bıraz degıl bayagı bır odlegımdır heykel konusunda.. ama canımı cektırdı yazın.. eger bı fırsatım olursa bu sefer kacmıcam.. bu arada ben en guzel gunesın nevsehırde oldugunu duymustum yanı dogus ve btıs olarak..

NRL dedi ki...

Bıraktığınız tebrik mesajı için teşekkür etmek istedim...

Bu arada birde, resimler çok güzel, nemrutu görmeyi isterim... İnşallah bir gün kısmet olur,gideriz...

sevgiler,

serap uzun dedi ki...

Selam,arkadasim ben sayfami hirsizlara kaptirdim ve yeni sayfamdan sesleniyorum.Linklerinde degisiklik yapip bu adresi kayit edersen sevinirim.Umarim benim basima gelen baskalarin basina gelmez diyorum,sevgilerimle.


http://karakazan.blogspot.com

Boncukçu dedi ki...

Çok güzel fotoğraflar, gezmiş kadar oldum.
Çitlembik ha:)) çok yaşa sen

Aymen dedi ki...

yass, ürkütücü olduğunu söyleyemem, Nevşehir de güneşin doğuş ve batışının meşhur olduğunu da ben duymamıştım. Yolum düşerse orada da şahit olmak isterim güneşe.

nrl, rica ederim hatta ben teşekkür ederim. Sevgiler.

serap, son zamanlarda bu hırsızlık olayından ürkmeye başladım. Neler oluyor, sen nasıl kaptırdın şifreni, Allah korusun herkesi bu virüslerden yahu, üzücü gerçekten. Yeni adresini kaydettim.

boncukçu, seni ve minnoşu daha sık görmek isterim, bloguna da çok fazla uğramıyorsun anlaşılan. Çitlembik konusunda haklıyım:))

ivriz dedi ki...

yıllardır bu civarlardayım ama hiç nasip olmadı gitmek,üstelik adıyaman a malatya ya da gittim ama nemrut a gidemedim.
harika görünüyor fotolar,muhteşem.
bir de internette bir video var youtube de "taş yok mu taş" diye aratırsan çıkar. ntv nin bir programından alınma videoda bir kısa film var,malatya-adıyaman kapışması ile alakalı çok komik bir şey,şiddetle tavsiye ederim.

MOBIUS dedi ki...

O kadar can alıcı bir noktaya değinmişsiniz ki Unesco Nemrut'u 1987 yılında Dünya Miras Listesi'ne aldı.Bizler bilmeyiz ama teee Japonyalardan kalkıp elin Japonu bunu bilip gelir. Bu arada Yass,kendisi çok haklı. Nevşehir'de 4 sene yaşamış biri olarak Kapadokya'da güneşin doğuşunu izlemeden bu dünyayı terk-i diyar eylemeyin diyorum. Ama gidenler şaşırmasın Japonlar oraya da çoktan el attılar:) Hatta 1990'lardan beri çok sahiplikten dolayı kaynaklanan sahipsizlikten günden güne yok olan Peribacaları'na bir el atın sonra üzülmeyin diyenler de Japonlar.
Fotoğrafları çok güzel yakalamışsınız kıskanmadım değil :)