24 Mayıs 2009 Pazar

A N D I M I Z

Türküm,
Doğruyum,
Çalışkanım,
....................

Geçtiğimiz sabah, yakınlardaki İköğretim okulundan sabahın ilk ışıklarında koro halinde okunan "andımız" ı işittim. "Sabah sabah çocuklardaki çoşkuya bak" dedim yeniden uykuya daldım. Bir kaç gün sonra bu konuya gündem olarak tv de rastladım, detaylarını takip edemedim.

Güneydoğunun dağlarına "Önce Vatan" "Ne Mutlu Türküm Diyene" "Türk Öğün Çalış Güven" tarzındaki sözlerden rahatsız olanlara son derece yoğun tepki göstermişimdir. Yalnız her sabah and olarak okutulan sözcükleri bir süre düşündüğümde bile bir çok soruyla karşılaştım;

Türkiye çeşitli etnik kökenlerden oluşan insanlarla dolu bir ülke olarak, Türk olmayanlara her sabah "Türküm" dedirtmek barış, kardeşlik, birliktelik mi getirir yoksa damarlara mı dokundurur?

Türküm, doğruyum.... başkası nedir?

İlkokul öğrencilerine soğukta ve ayazda, sıcakta ve güneşte, her sabah yüksek sesle tekrar ettirilen and, neden liselerde hatta üniversitelerde uygulanmıyor?

Güne başlarken, ben Türküm, vatanım, milletim, doğruyum, çalışkanım vurgusu taşıyan andımız evden çıkmadan içimizden okuduğumuzda da aynı milli ve samimi hisleri taşımamıza neden olmaz mı?


Örneğin; Ermenistanda eğitim gören Türk çocuğunun her sabah "Ermeniyim" demeye mecbur tutulması çocukta nasıl hisler uyandırırdı?

Milli Marşından başka bir söylemin zorunlu hale getirilmesi başka gelişmiş ve demokratik ülkelerde varmıdır?

............................

18 Mayıs 2009 Pazartesi

PİJAMALI ÜÇ ŞİRİN ŞİŞE

Bu cici şişeler kullanılabilir olması için suya dayanıklı olarak süslendi. Bana kalırsa bu pijama giymiş görünümlü nesnelerin içleri boş olarak mutfakta bir köşede durmaları en güzeli. Umarım yeni sahipleri onlara iyi davranır :)
Kendim yaptım diye mi bilmiyorum çok şeker görünüyorlar gözüme. Oradan da öyle görünüyor mu?
Tiger'ı sual edenler için bu poz. Görüntüde Tiger, ellerini derinlemesine, burnu kıvrışana kadar ellerini kemirirken :)

13 Mayıs 2009 Çarşamba

KARA KUTULAR

Bende nasıl çekmişsem kutuların resimlerini, neredeyse tek boyutlu görünüyor. İlk kara kutu siyah beyaz Sultanahmet manzaralı. Resimler dış mekanda çekildiğinden objeler parlamış, üstelik kapakları açılarakta boyutlu görünmesini sağlayabilirdim ama artık çok geç şimdi yeni yerlerinde uslu uslu duruyorlardır.
Bu iki kutuya tezhip adapte edildi. Köşegen kutudaki tezhip üzerinde Allah yazısını çok sonra farkettim. Dikdörtgen kutunun ham hali şiş kutusu olarak satılıyordu. Şiş meselesini burada algıda seçiçilik durumundan dolayı kebap şişi olarak algılayanlar olsada, örgü şişi sığabilecek boyutta olmasına rağmen farklı amaçlarlada kullanılabilir. Dikdörtgen kutu üzerindeki tezhip bu kadar uzun değildi, pc de bir kaç hile ile önce boyu uzatıldı sonra dekupaj yöntemiyle kutuya adapte edildi.

10 Mayıs 2009 Pazar

ÇAY KUTUSU KUTUSU PENSE

Üst kapağı menteşesiz, tamamen açılabilen yine kendi tasarımım olan, bir çay kutusu. Çok amaçlı kullanılabilir olmasına rağmen şu an çay kutusu olarak kullanılmak üzere yerine ulaştı.
Gold ve krem rengi ahşap boyası kullandım. Yine altın rengindeki stickerlarla boya birleşim yerleri kapatıldı ve kapağına desen verildi. Ben daha çok eski görünümlü kara kutuları seviyorum ama burada parlak şeylere daha çok itibar gösterildiğinden bu tasarım oldukça gözalıcı oldu. İlerleyen zamanlarda kara kutularımı da göstereceğim:)

4 Mayıs 2009 Pazartesi

ŞEKER-DEN-LİK YAPTIM

Bir çok yörede şekerliğe şekerdenlik dendiğini biliyorum. Şekerler, şekerden yapılmış anlamında şekerden sözcüğüne -lik takısı eklenerek şeker konulan şey anlamına gelen şekerdenlik kelimesi oluşmuştur desem belkide tamamen uydurmuş olurum. Bunu kelimelerin soyağacı bloguna danışmak en doğrusu:)

Asıl konumuz bu şekerlik ve bardakların bir sürü aşamadan geçirilip boyanmasıdır. İç kısmı parlak altın renginde olduğundan ışıkta pırıl pırıl yansımalar oluşturuyor. Yapacağınız işlem bir hobi tükanından gerekli malzemeleri alıp düz bir cam üzerinde çalışmaktır. Yöntemin adı örümcek çatlatma. Tamamen görsel amaçlıdır kullanmaya kalkışmayınız :)

1 Mayıs 2009 Cuma

ÇANAK YAPIYOS PARA VERMİYOS

Dün akşam desensiz tabaklardan 6 tanesini bu hale getirdim. Son zamanlarda Martha Stewart izleye izleye sonunda bende tabak çanak işlerine daldım. Tasarımda çok detay görünmesede kendi tasarımım olan bu nadide! tabak tam olarak 7 işlemden geçti :) Bence sade ve şık, çiçek kelebek börtü böcek yok.

28 Nisan 2009 Salı

MIAMI'DEN GELENLER

Postacı hanım bu defa merakına yenilip sordu; bunlardan size arada geliyor ne ola ki:)) Fırsattan istifade bende posta kutusuna sığışmayan gönderim olduğunda bi zahmet kapıya kadar çıkarmasını rica ettim, tamam dedi. Tiger uzun uzun kokladıktan sonra açmama izin verdi. İçinden çıkan cici hediyeleri itiraf edeyim bende kokladım:)
Moonish çoook çok çok teşekkür ederiz. Gönderdiklerin benim için çok değerli inan bana. Bu keçeden kalbi iğnelik olarak kullanıyorum. İğneliğin hayatımdaki yeri önemli bilirsin:) Kumaştan küçük torbacığıda fonksiyonel bi şekilde kullanacağıma emin olabilirsin. Foot spa tamda almak üzere olduğum bir kür dü. Uzak diyarlardan, üstelik tanışmadığım birileri tarafından düşünülmek ne güzel bi duygu yahu.
Hobisi olmayan insan varmıdır ki? Yemek, içmek, eğlenmek, gezinmek, uyumak çalışmak gibi olağan süreçlerin arasına hoş üretkenlikler katmak insanları mutlu kılıyor. Depresyona girmeye meyilli, negatif ve bol stresli kişiler kendilerine bir takım uğraş bulmalılar. Zamanın yokluğundan şikayet edilir hemen, bence erkek-kadın herkese hitap eden bir hobi ve zaman aralığı vardır....
Amannnnnnn isterseniz edinmeyin benim hobilerim var Moonish'inde:))))))

17 Nisan 2009 Cuma

ECE GÜRSEL İNSANI

Gaziantep Sanko AVM'sine sonunda kavuştu, bugün açılış gerçekleşti. Resimlerde buz pistinde kaydığını zanneden insan, Ece Gürsel. Buzda danstan sonra hiç kaymadığını belirtip pistte iki tur atıp birde buz gösterisi yapacak olan grubu anons etmek için toplamda 5 dk bile sürmeyen bu iş için kaç para verdiler merak ettim.

İtiraf etmeliyim ki güzel bir endama sahip. Lakin başka bir insan türü bu vazifeyi fazlasıyla yapabilirdi. Ülkemizde yaşanan klasik tablo işte; mankenler her işin erbabıdır:)
Buzda kayma konusunda toplamda kendisinden daha az tecrübem olmasına rağmen daha fazlasını
yapardım hemde daha ucuza:) üstelik boy farkı sadece bir kaç cm, endam daha iyi:) Teyid için aşağıdaki çarpık bacakları görebilirsiniz:)
Bu arada bir yandan bütün mağazaların ayağıma gelmesine mutlu olurken, son zamanlarda kendimi frenlememe rağmen alışveriş canavarı olmamdan kaynaklı korkularımda barizleşti tabi. Bugün e2 de izledim; alışverişe çıkıp alışveriş yapmadan dönen bir kadının terapilerin iyi sonuç verdiğine dair anlattıklarını dinledim. Bu kadar ileri vakıa olmasamda alışveriş yapmakta hiçte fena değilim. Sentetik buz pisti ile çok farklı düşündüğüm bu pisti bir an önce denemek istiyorum tabi seyircisiz tercihimdir:)

11 Nisan 2009 Cumartesi

TIGER NEREDE

Bu iki resimde Tiger'ın nerede olduğu hakkında tahminler bekliyorum. Aslında çok basit ama Tiger'ın konaklamak için seçtiği yerler pekte akıllıca olmuyor bazen.
Herkese iyi haftasonları diliyorum.

4 Nisan 2009 Cumartesi

BENDE ÜŞÜYORUM

Hani güneş dünyamızı ısıtırdı, hani İlkbahar'da havalar ılırdı. Hayat Bilgisi kitaplarını protesto ediyorum:)

Yazmayalı da epey olmuş, ne gündemler gelmiş, neler değişmiş neler.


Bu sürede ülke de seçim oldu, sandıklar açıldığında kimileri zil takıp oynadı, kimileri kendini kandırdı, kimileri de vatan hainlerine emanet etti kendini ve belediyesini. Hal böyleyken diğer uçlar birbiriyle didişmeye devam etti.

Yazıcıoğlu ve bereberindekiler sırlarıyla Hakkın Rahmetine kavuştular, belkide en iyisini yaptılar. Konaklamak üzere bulundukları dünya hanını bir an önce terkedip ebedi yaşama uzandılar. Tek yoldaşları dünyada ekip biçtikleri, inançları, inandıkları, ömür sermayelerinin en tatlı meyveleri.

Obama gelmek üzere, ondan önce gelen güvenlik önlemleri, eşyaları, gündemi, ayak basmadan gölgesi bile alt üstü ettiği trafiği.

Gaziantep ise çocukların şehri olma yolunda adımlar attı. Masal Parkından sonra Harikalar Diyar'ı açıldı. Buz Pistlerinin çoğalması, yakında açılışı yapılacak olan Türkiye'deki ilk büyük çaplı sivil Plenetaryum'u (
uzay gözlem merkezi) ve büyük AVM'lerin açılması bu şehri Güneydoğunun cazibe merkezi haline getirdi.

Bu şehri sevmeyemi başladım ne!

20 Mart 2009 Cuma

GÜNEŞİ GÖRDÜM'Ü GÖRDÜM

Dün akşam Güneş'i Gördüm'e gittim. Hangi konuya odaklanılması gerektiğini anlayamadım.

Filmde Güneydoğu meselesine dem vurulmuş.
Asker-vatandaş ilişkisini,
Yöre insanının erkek çocuk sevdası, töresi, yaşam şartları,
Göç etmek zorunda bırakılan insanların hiç alışık olmadıkları şekilde sürdürdükleri hayatta nasıl canlarının yandığını,
Eşcinsellerin yaşadıkları baskıları,
Ülkemizin insana verdiği değer ile bir Avrupa ülkesinin standartlarının karşılaştırılması,
Mahsun'un film boyunca sağa yatık kafası.... filmden aklımda kalanlar:))

Konu bütünlüğü yoktu sanki, dağınık, parça parça olmasına rağmen oyuncular güneydoğunun doğal ortamından koparılmış getirilmiş gibi iyiydi özellikle küçük kızlar. Mahsun'un filmine gittiğime inanamıyorum ama kutlamak lazım itiraf etmeliyim.

19:45 seansı için gişede yığılmış insanları görünce bilet bulamayacağını düşünüp dehşete kapılan insanlardan birinin, bizi hedef seçerek haksız sözlü saldırısına cevaben arkadaşımın;

" beyefendi stresli olabilirsiniz ama insanlara bu şekilde hitap edemezsiniz"

şeklindeki yakşımına ve adamın bu cevap karşısındaki nasıl davranacağını bilemez yüz ifadesine film boyunca güldüm halada gülüyorum. Sen çok yaşa Hill, adam dozer niyetine ezip geçmek ve tatmin olmak niyetiyle ağız tadıyla kavga etmek istemişti :)))))))))))))))))))) sen herşeyi bitirdin adam hala neden cevap veremediğini düşünüyordur:))))


9 Mart 2009 Pazartesi

CRUZ'LAR VE MANGO

Mango'nun şimdi yine moda olan duble geniş paça pantolonlarını hep sevmişimdir. Bilindik dar ve klasik pantolonların yanında çok rahat ve şık olduğunu düşünüyorum tabi taşıyabilene. Trikoları, etekleri ve elbiseleride çoğu zaman tercihim olmuştur. Her ne kadar herkesin üzerinde rastlanabilir diye düşünülsede ben Mango giysilerini beğeniyorum. Sanırım tercih nedenim ürünlerin ince ve uzun insanlara göre yapılması, bu en büyük etken.

Mango tasarımları Penelope Cruz ve kardeşi Monica Cruz'un. İlkbahar Yaz Koleksiyonu mağazalara gelmişken indirim beklemeden alışverişin tehlikeli çağrısına uydum yine. Pek tabi bu şehirde tek mağaza olduğundan beğenildiğinde bitme durumuna karşı üşüşmekte fayda var.
Oturur pozisyonunda görülen bu yeşil elbisenin aslında oturularak tanıtılması isabetli olmuş. Zira 70 leri andıran bu elbise salkım saçak dehşet bişey, akıllara zarar :)

Benim tercihim bu elbise oldu. Yaz sıcaklarında serin tutacağını düşündüğüm şifon elbisenin boyu bir hayli uzundu. Genelde tadilat çıkmamasına rağmen 3-4 parmak kısaltıldı.

Sadece kot, yada pantolon, yada etek yada renk kısıtlamasıyla yaşayanlara inanamıyorum. Ortama ve duruma göre çeşitlilik varken tep tipe bürünmek göz zevkini bozuyor insanın.

Ey kot pantolona yapışıp kalan insan!
Kot her vücuda yakışmadığı gibi, her ortamda giyilebilir olması nedeniyle arkadan bakıldığında ayırt edilemeyecek şekilde tek tip insan modelini ortaya çıkardı. Özellikle dar paçalı olanları gına getirecek şekilde her insanın üzerinde. Hele kalitesiz olanları mide bulandırıcı. Aslında bu tür pantolonların hangi tipteki insanlara yakıştığı herkesce malum :) diretmek niye..
Bu ilkbahar saplantılardan kurtulmak için güzel fırsat :) benden söylemesi.

8 Mart 2009 Pazar

BU GECE

Bu gece Peygamberimizin doğumunun 1438. şerefli yılı.

1438 sene önce bugün, kâinât ve kâinâtın her bir zerresi görülmemiş bir sevince gark oldu. Karanlıklar bir anda nûrla yırtıldı, doğudan batıya her yer nûrla doldu. Putlar devrildi. Bin yıldan beri yanan Mecûsî ateşi söndü. Kutsanan Save Gölü bir anda kurudu. İrân’da Kisrâ’nın sarayının on dört sütunu çatır çatır yıkıldı. Gökten bir yıldız doğdu ve yıldızlar salkım saçak yere doğru eğildiler.

O an, kâinâta şân ve şeref veren Kâinâtın Efendisi ve dünyanın ve âhiretin Güneşi Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm dünyaya teşrif buyurdu.

“De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız, bana uyun ki, Allah da sizi sevsin” Ali İmran 31.

Onun aramıza, kalbimize, dünyamıza gelişini bir kez daha kutluyoruz.

Mevlid Kandilinizi tebrik ederim.

24 Şubat 2009 Salı

KURUMUŞ KALEMLER


Bu nasıl bir şeydir ki yazacak kalem bulamıyorum. Kalemliğimdeki onlarca kalemi deneye deneye bir hal oldum bütün kalemler kurumuş:) Kitap etkinliğine dair aldığım kitaba not iliştirmek için denediğim tüm kalemler silik yada yazmıyor. İçleri geçmiş, biri ikisi değil hepsi. Bu teknoloji değil kalemleri insanı bile kurutuyor, nasıl kalemler kurumasın. Not almak için telefon ajandası, pc deki belgeler, mektup yerine emailler, mesajlar derken kalemliğimdeki kalemler kullanılmadığından not yazacak tek bir kalem bulamıyorum şimdi.

Ne yapılırdı böyle durumlarda, kolonyamı damlatılırdı, ağızdamı ısıtılırdı içine mi tükürülürdü, hay Allahım:)) En iyisi en ilkel olanı deyip kurşun kalemlemi yazsam acep, ona bişey olmamış. Kalem yok yahu!

16 Şubat 2009 Pazartesi

BİR FİNCAN HUZUR

Bloglar arası anlamlı bir etkinlik olan kitap etkinliğini başlatan Serap'ı tebrik ediyorum. Ben hala kararsız kalıp nasıl bir kitap göndereceğimi belirleyemezken Nazpek'ten kitabım geldi bile. İçerisine de güzel bir not iliştirmiş çok mutlu oldum. Okumak için sabırsızlanıyorum. Benim kararsız kalışımdaki etken, kitap göndereceğim Meral'in tam bir kitap kurdu oluşu ve muhtemelen gelmiş geçmiş bütün yayımlanan kitapları okumuş olabileceği düşüncesi:) Ondanda gecikme için özür diliyor ve en kısa zamanda karar vereceğimi iletiyorum:)
Kitabımın elime geç ulaşma nedeni blog ismimle adrese ulaşması oldu. Yöneticiye kadar ulaşan paket henüz bugün elime geçti. Bu tür gönderimlerde açık adres ile birlikte açık isim ve soyisim bilgisininde verilmesi iyi olacaktı. Yada Tiger'ın ismi yer almalıydı zira muhitinde tanınan bir pisidir:) Ha bu bize ders olsun :))

11 Şubat 2009 Çarşamba

ESKİ BİR KIZILDERİLİ MİM'İ

"Sevdiğim 7 Blog" mimini üreten, hatta bütün mimleri üreten arkadaşlarımı çok merak ediyorum:) Nasıl bir ilhamdır, nasıl bir istektir bu Allahım. Bir noktaya bakarken ansızın zihinlerinde yanan bir ampülün peşinden etkisinde kalınıp üretilen sobeler, mimler. Ardından gözler parlayarak bloglardan bloglara aktarılacak olmanın verdiği heyecanla düğmeye ilk basışlar.

Cevaplanamadığında insan vicdanını şiddetle rahatsız eden hatta lanetlenileceğine inanılan:)) mimler ah mimler... Yeterince mırın kırın yaptıktan sonra konuya süratle gireyim hemen:)

Bu bir ödülse, beni bu ödüle layık gören Jawscığımın insanı Yasscığım 'a sınırsız teşekkür ediyorum.
Ödülün gönderilmesiyle ilgili 3 kural varmış:
1. Seni ödüllendiren blog yazarının linkini vermek
2. Bu ödülü başka 7 blog sahibine linklerini vererek göndermek.
3. Seçilen blog yazarlarını durumdan haberdar etmek.

Genelde sevdiğim bloglar listemde yer aldığından çoğunluğu kedigil sevenlerden oluşan liste;

6 Şubat 2009 Cuma

İNSAN OLMAK EN İYİSİ

Tiger'ın görme yetisinin nasıl olduğunu hep merak ederdim ve kedilerin siyah beyaz gördüğü, üç boyutlu göremediği şekilindeki teorilere de inanmak istemezdim.
Ne kadar doğru bilemiyorum internette kaynağı belirtilmemiş, konuyla ilgili bazı bilgilere rastladım. Bilimsel olarak doğrulanmış son araştırma bilgileri bazı hayvan türlerinin dünyaya nasıl baktıkları resimlerle gösterilmişti. Burada bir kaçını paylaşmak istiyorum.

Kedi ve Köpekler
Kediler ve köpekler güçlü bir görüş algısına sahip değiller. Bu iki canlı türünün koku ve ses algıları görme duyularından daha fazla gelişmiş. Özellikle kediler, köpeklere göre bu konuda daha kötüler. Renk körüdürler. Köpekler zaman zaman sarı ve mavi arasındaki farkı algılayabiliyorlar fakat kediler bunu bile ayrıt edemiyor. Fakat kediler gece görüşü açısından insanlardan bile daha iyi.

Atlar

Atlar inanılmaz bir görüş alanına sahipler fakat dürbün görüş alanına sahip oldukları için tam olarak iki göz arasında kalan bölgedeki görüntüyü göremiyorlar. YAni gözleri geniş alandaki bir manzarayı ikiye bölüyor.

Yılanlar
Yılanlar iki sistemli göz algısına sahip. Bu sistemlerden biri renkleri çok daha iyi algılıyor. Dİğer sistem de ısıya dayalı algıya sahip. Bu anlamda gözleri aynı bir infrared detektör gibi işliyor. Yani diğer canlıları ve insanları ısıya dayalı özel bir algıyla seçebiliyorlar.

İnsaoğlu bu konuda ne kadar şanslı. İnsanın kedi ve köpekler gibi hassas koku alma duyuları olsa etraftaki envai çeşit kokuları daha derinden algılayıp düşüp bayılmaması içten bile değil. Hayat ne çekilmez olurdu. Renksizlik masrafları biraz azaltabilirdi ama renksiz bir hayat hiç düşünemiyorum.

Atlar anladığım kadarıyla renk konusunda sorunları yok. İki parça halinde görmeleride e olsun o kadar :)

Yılan gibi diye bir tabir vardır tevekkeli boşuna değil. Objeyi ısısından algılıyor Allah muhafaza:)

2 Şubat 2009 Pazartesi

BENDEN BİŞİYLER

Soğuk ülke Moskova'dan, sıcak insan Haydins'ten gelen, kişi hakkında çok fazla ipucu veren mimi özenle cevapladım :)

Yaptığım 4 iş : (yapılan iş mi yoksa şimdiki zaman mı kastedilmiş anlamadım, ortaya 4'er karışık aldım)

iş olarak;
  • Memuriyet(istifa zorunluluğu:)
  • Ana Okulu Öğretmenliği (ara sıcak geçişi:)
  • Bir Çocuk Dergisi Yazarlığı ve yayın kurulu üyeliği, öğrenciyken radyo programcılığı
  • Software Sales Manager
şimdi;
  • Her fırsatta keşif yapmak ve gezmek, vitrin bakıp tespit edip hemen ele geçirmek:)
  • Ebru yapmak (çok ciddiye aldım bu işi),
  • Spor yapmaya çalışmak (şimdide buz patenine merak saldım:)
  • Tiger'la uğraşmak

Defalarca izlediğim 4 film : (Bi film kaç defa izlenir ki, tekrarını izlemekten zevk aldığım diyelim)
  • Piyanist (Adrian Brody severim)
  • Casablanca (siyah beyaz pc de kayıtlı)
  • Titanic (müziğini defalarca dinleyebilirim)
  • Devdas (Hint filmi inanılmaz acıklı adam başından sonuna ağlıyor:)

Yaşadığım 4 yer :
  • İstanbul
  • Gaziantep
  • Isparta
  • Malatya
İzlediğim 4 tv programı : (4 dü de geçer aklıma ik gelenler)
  • Yabancı dizi vs: Lost, Desperate House Wifes, Marta Stuwart...
  • Yerli dizi: Yaprak Dökümü, Aşkı Memnu
  • Show nevinden; Okan Bayülgen, Beyaz, Ellen
  • Trt3 de yayınlanan güncel olan veya olmayan avrupa ve dünya şampiyonaları, turnuvalar, genelde cnn nin yayınladığı, annemin vınnn vınnn ne anlıyosun dediği, F1 yarışları, tabiki haberler..
Tatil için gittiğim 4 yer: (Son 4 yıl yaz ayına denk gelenler)
  • Çeşme
  • Armutlu
  • Doğu Anadolu turu
  • Mısır

Sevdiğim 4 yemek: (Antep'te yaşayıp bunları yazmak ayıp olacak)
  • Bütün zeytinyağlı sebze yemekleri
  • Bütün salatalar
  • Kumpir
  • Kısırın ve türevleri

Hemen şimdi olmak isteyeceğim 4 yer:
  • Şehir olarak;İstanbul
  • Ev olarak; hayvanlarla dolu buna uygun bi ev
  • Ruh olarak, sevdiklerimle aynı zeminde
  • Cennette olmak en mantıklısı :)
Bir yağmur damlası olsaydım düşmek isteyeceğim 4 yer: (Pek şiirsel bi durum yinede bi düşüneyim:)
  • Bir yağmur damlası pek işe yaramaz ama arkamdan diğer yağmur damlaları gelecekse eğer; metrelerce derin kuyulardan bulanık su çekip kilometreler ötesine içmek ve kullanmak için taşıyan insanların yaşadığı susuz ülkeler var, onların yakınlarına düşmek isterdim.
Herzamanki gibi mimlenmek isteyenleri mimliyorum.

30 Ocak 2009 Cuma

I. KİŞİSEL SAN'AT SERGİM

Yok canım nerdeee o günler. Henüz toplu sergilere katılabiliyorum. Minyatür, karakalem, hat, tezhip gibi branşlarında eserleri mevcut. Ebru, Gaziantep'te pek bilinmemekle birlikte yeni yeni tanınıyor. Bir alışveriş merkezinde bugün açılan sergi, önümüzdeki hafta sonuna kadar devam edecek. Sanata değer ve destek verenlerin beklendiği sergide, gelenler aynı zamanda beğendikleri tabloları satın alabiliyorlar.
Sergide kendi ebrularımdan oluşan bir kaç görünüm, daha detaylı görmek için gitmek şart.



Resimdeki kişi çok sevdiğim, Gaziantep'te bildiğim Ebru'ya en meraklı kişi, emektar Ebru hocam.
Pembe burun Tiger'sız post olmayacağından bir de ondan ekledim.

24 Ocak 2009 Cumartesi

ZEUGMA MOZAİKLERİ'NDEN NOHUTLU YUVARLAMAYA

Gaziantep'e kök salmaya başlayınca keşif kaçınılmaz oldu. Geçtiğimiz gün çok merak ettiğim Arkeoloji Müzesi ve Zeugma Mozaiklerini görme fırsatı buldum. Tarihe merakım birazda genetik sanırım. Ben bu tür yazıları gözlerim kanlanıncaya kadar zevkle okurum ama sizi bilemem:))
Fırat kenarındaki antik kenti görmeye bahar aylarında gitmeyi planlıyorum.

Gaziantep Zeugma Genel
Müzede, Paleolitik Dönem'den Osmanlı Dönemi'ne kadar uzanan çok sayıda eser sergileniyor. Benim daha çok ilgimi çeken Zeugma'da ortaya çıkarılan mozaikler, heykeller ve çeşitli küçük buluntulardı. Diğer çanak, çömlek, yaşam ve savaş aletlerine şöyle bir baktımda, hani pek bi değişiklikte olmamış:) AROG aklıma geldi. Neredeyse tunç çağından, demir çağından tutun günümüze kadar gelen balta, iğne, bıçak, çömlek, heykel gibi şeyler aynı neredeyse. Çömleği hala kullanıyoruz güveçte, o dönem kadınlarının süs eşya merakı da aynı, bişey değişmemiş. O dönemde de boncuk modası varmış meğer. Ele geçen çakmak taşı aletler, Fırat Vadisi’nde insanların buzul çağlarından itibaren yaşadığını yani günümüzden en az 700-600 bin yıl önce Fırat kıyılarında yerleşilmiş olduğunu bilgisi mevcut.
Benim dehşetle izlediğim yine de mozaikler oldu. Roma döneminden kalan görkemli mozaik puzzlelar göz kamaştırıyor. Fırat nehri kenarında 20 bin dönümlük arazi üzerinde yer alan Zeugma kentinden taşınan bu mozaiklerin resmini çekmek yasak olduğundan kullandığım resimler alıntıdır.
Zeugma, MÖ 300 civarında Büyük İskender'in generallerinden biri tarafından kurulmuş. Henüz son yıllarda keşfedililen antik kentin renkleri solmamış mozaiklerinin hala yeni yapılmış gibi pırıl pırıl parlaması çok ilginç. Madem bu bölgede sürekli yaşam mevcutmuş, tevekkeli sabırla mozaik plaklar yapan Romalılar ve aynı sabırla saatlerce minicik yuvarlama yemeği yapan Antepliler arasında bu açıdan benzerliğe şaşırmamalı :)
7
İlk adı Belkıs olan kentin adı köprü ve geçit anlamına gelen Zeugma olarak değiştirilmiş. Çeşitli dönemlerde Roma, Sasani ve Abbasi yerleşimlerine zemin olan Zeugma, Antakya'dan Çine kadar uzanan ipek yolunun geçmesiyle bir ticaret merkezi olmuş. Özellikle Roma döneminde bir gümrük olduğu ve büyük bir ticaret potansiyelinin olduğuna en bariz delil; yapılan kazılarda 65.000 adet mühür baskı bulunmuş olması. Bürokrasiye bakın hele:)
4
Böyle zengin ve önemli bir kültür mirasına gereken önem malesef çok geç verilmiş. Uzun yıllar kaçak kazı ve tarihi eser kaçakçılığına maruz kalmış bölge. Kimi mozaiklerde sökülüp çalınmış olduğundan boşluklar var.
İlk kazılarda bir Roma villası ortaya çıkarılmış. Daha sonraları iki villanın teras mozaikleri çıkarılarak Gaziantep Müzesine taşınmış. Zengin her dönemde keyfine düşkünmüş anlaşılan:)) Zeugma kentinin ileri gelenleri, zenginleri, yüksek rütbeli subayları gibi elit tabakanın oturduğu anlaşılan villalar bölgesi tamamen Fırat manzarasına hakim ve güney rüzgarlarına açık yerleşkede bulunmuş.
Birecik Baraj gölünde su tutulma işleminin tamamlanmasıyla birlikte Zeugmanın yaklaşık 1/5lik bölümü malesef sular altında kalacak.

Meraklısına kronoloji;
  • M.Ö. 1. yy. Kentin Selevkaya Euphrates adı korunarak Kommagene Krallığı'’ın 4 büyük kentinden biri olur.
  • M.S. 1. yy. M.S. 1. yy.’ın ilk çeyreğinde Roma İmparatorluğu’nun topraklarına katılır ve ismi de “köprü “, “geçit” anlamına gelen “Zeugma” olarak değiştirilir.
  • M.S. 252 Sasani Kralı I. Şapur Belkıs/Zeugma’yı ele geçirerek yakıp yıkar
  • M.S. 4. yy. Belkıs/Zeugma geç Roma hakimiyetine girer.
  • M.S. 5-6. yy. Belkıs/Zeugma Erken Roma hakimiyetine girer.
  • M.S. 7. yy. İslam Akınları sonucu Belkıs/Zeugma terk edilir.
  • M.S. 10-12. yy. Küçük bir İslami yerleşimi oluşur.
  • M.S. 16. yy. Bugünkü adıyla Belkıs Köyü kurulur.